Türk müsün?
Türk müsün?
Tarih: 27.12.2018 17:13:29 / 3717okunma / 0yorum
U.Duygu Fırat Tellioğlu

Vize başvurusu yapmaya gittim bugün, bitmez  tükenmez evrak trafiği boğazımı düğümlemiş zaten, ağır aksak ve bir o kadar da dalgın inerken merdivenleri yanıma güleç ve çekingen yaklaşti biri…

-Türkish?

-???

-Türk müsün?

-Hayır değilim ama Türkçe biliyorum!

-Bulgar Türklerinden öylemi?

-Hayır değil!

-Kosava´da ki Türklerden?

-Yok değil… Bakın Türkçe biliyorum isterseniz yardımcı olabilirim ama yardım etmem için Türk olmam gerekiyorsa üzgünüm.

-Ya benim sıram geldi ama ben Almanca bilmiyorum, bana yardım eder misin diye soracaktım.

Tabi…

 Odaya doğru yürürken beni ısrarla Türkleştirmeye çalışan ve olmadığımı duyuncada gözlerindeki şaşkınlığı gizleyemeyen adamı süzüyordum yan gözle. Nasıl bir çelişki yaşıyordu acaba içinde? Mesela her Türkçe bilenin Türk olması gerektiğine dair bir söz mü duymuştu? Belki Türkçeyi önemsemiyordu. Türk olmayan biri niye Türkçe öğrensin ki diyordu içinden. Geldiği ülkeden bi haberdi. Hoş yaşadığı ülkeninde dilini öğrenmeyecek kadar umursamazdı aynı zamanda benim için… Daha sonra hatırı sayılır bir zaman yaşadığını da öğrendim Avusturya´da.

 Odada derdini anlatmaya çalışırken ben, ikide bir sözümü kesip, „sor sor, niye yollamamışlar evrağı?“ diyordu. Sabırsızlığı memuru güldürmüştü, bende aynı etkiyi yarattığını söyleyemem. Şayet sonlara doğru, „izin verirseniz anlatmaya çalışıyorum“ demezdim yoksa. Kızgınlığım işe yaradı. Cümlelerimi bölmüyordu artık ama bu seferde beni ciddiyetle takip eden iki göz rahatsızlığını yaşamaya başladım. Öyle dikkatli bakıyordu ki, sanki iyice bakarsa anlayacaktı söylediklerimi. İçinden acaba soruyor mu diye geçirdiğine emindim aslında. Neyseki işi halloldu. Israrcı teşekkürlerin arasından çıkıp devam etmek istiyordum. „Birşey değil, ne olacak, ya bakın gerçekten önemli değil.“ Yaptığım büyük bir iş değildi. Üzerime üzerime gelen teşekkür kelimeleri beni en sonunda sessizliğe büründürdü. Bunu gördüğünde belki taa en başından aklında soru işareti olarak kalmış soruyu sormak için fırsat bildi.

 -Yanlış anlamayın birşey sorabilir miyim? Ama lütfen yanlış anlamayın.

-Tabi buyrun?

-Türk değil misiniz gerçekten? Çok iyi Türkçe konuşuyorsunuz. Nerede öğrendiniz?

-Türkiye de öğrendim. Kürdüm ben.

-Haaaa!!! Amaaan, ha Türk ha Kürt ne farkeder hepimiz Türküz işte.

 Lütfetmisti bana Türklüğü. O kadar merak ettiği şey pekte önemli değilmiş diye düşünüyordu içinden emindim. İkimizide eşitlemişti Türklükte. Aynı olmuştuk. Beni kendine daha yakın görüyordu. Biraz önceki gizemli, yabancı olan ama aynı zamanda çok iyi Türkçe konuşan kız gitmiş, yerine aynı toprakların insani biri kalmıştım onun için. Yanlış anlamayın, kötü değildi bu benim için. Yani beni kendine yakın görmesi çok olağandı tabi, şayet bende öyle hissediyordum. Ki bu dialoğuda ilk yaşamıyordum. İkimizde birbirimizin yemek kültürünü, misafir ağırlama şeklini, babaya olan saygı, anneye olan sevgisini biliyorduk kuşkusuz. Ama eşitlenmek için Türk olmamız gerekiyordu ve ben Kürdüm diyerek ayırmıştım bizi ona göre…

 Hiçbir zaman ayırmadım ben insanları, ne dil, ne din, ne ırk... Benim için hayatta duruşlarına göre ayrılır insanlar. Kimsenin duruşunuda yanlış ya da doğru diye ayırma densizliğine de düşecek değilim. Duruşları bana yakın olanlarla daha iyi anlaşıyorum o kadar. Türkiyeli olmakla ve Türk arkadaşlarımla da ilgili bir problemim yok. Hatta diğer ırklardan daha iyi tanıyoruz birbirimizi. Daha çok beraber kaldık. Geleneklerimiz, göreneklerimiz karıştı çoğu zaman birbirine. Kendimi Kürt olarak tanıtınca ayrımcılıkta yapmıyorum. Nasıl adımı söylediğimde ya da yaşımı söylediğimde ayırmıyorsam öyle işte. Ben hiçbir sohbette „merhaba, adım Duygu ve ben Kürdüm“ diye girmedim ama bana sorulduğunda söylüyorum. Kendi ırkımı söylerken niye ayırmış olayımki insanları. Biri „ben Almanim“ dediğinde bu bir politik duruşmudur? Alman olmayan herkesi ayırıyor mudur? Sadece insan olarak karşımdakine duyduğum saygının aynısını istiyorum ve ne zaman ki insanlar vazgeçer kimliklerinden ya da ortak kimlik bulurlar, en başta yakarım kimlik kartımı.

 Küçük ayrıntı gibi duruyor ama önemli bence, „Türkçe biliyor musun?“ yerine „Türk müsün?“ sorusuyla çok karşılaştım. Biraz dikkat lütfen.

Sabe usted español?

Kannst du Deutsch?

هل تعرف اللغة العربية؟

Ti zonima zana? 

Türkçe biliyor musun?

Do you speak English?

Savez-vous français?

Tu bi Kurdî dizanî?

Знаете ли вы русский?

Birazcık niyet farki diyorum ben…

 

 

Anahtar Kelimeler: Türk, müsün
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Gündem
Röportaj
Yaşam
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Alexa

Alexa

Mardin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:42 07:23 12:30 15:01 17:19 18:47
Güzelliği sevdiği kadar, erdemi de seven bir insanı daha görmedim.

Konfüçyus
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Google
Custom Search
Kültür / Sanat
Asayiş
Arşiv