Bugün, 11 Ağustos 2020 Salı

Gülüş Teke


SEMERCİ

SEMERCİ


Bir haberci kadar soğukkanlı yıkık bir taş ocağı gibi duygusuzdu artık.

 Uğultulu bir Islık gibi alnına değen rüzgârlar tüm sinirlerini geriyor olmalıydı.

Dilini sitemle ıslatıp yerdeki taşlara ayağıyla hızla vurduğunda ayağındaki eski ayakkabısı burun kısmından yırtılmıştı, kanayan ayak parmaklarının acısını çok sonra fark edebildi.

Mutlu değildi, hem nasıl mutlu olsundu ki hiç istemediği bir mesleği yapıyordu.

Babadan kalma semercilik ona göre değildi.

Tek hayali bu küçük kasabadan olanca hızıyla uzaklara gitmekti.

Ne var ki baba vasiyeti bir kelepçe gibi sıkıyordu ruhunu

Babası ölüm döşeğinde ona şunları söylememiş miydi oğul!? Bu dükkân bana babamdan kaldı, benden de sana kalacak yitip giden bir mesleği diri tutmak senin boynunun borcudur.

Hem sana vasiyetimdir ?semerciliği? Sakın! Ha! Bırakma!

Ardından da vasiyetine son noktayı koydu yorgun nefesiyle bak!

Sonra babalık hakkımı helal etmem sana!

Ne ağır bir söz söylemişti öyle

Başını önüne eğdi bir dilsiz gibi sustu.

 Babasının son sözü onu bu köhne kasabaya bağlamaya yetmişti.

Olacak iş miydi şimdi bu? Oysa gidecekti özlemini çektiği büyülü şehre.

Dedesine de babasına da ah! Etti yetmedi kendine küstü. Yıllar sonra usta bir semerciydi usta olmasına da mutsuzdu işte.

Sürekli kimin isteklerinin eşeği oldun diyordu kendi kendine dükkânını her açtığında dilinden dökülüyordu kahrı.

Kasabanın eşeği geldi! Hadi! Bir semerde kendine yap semerci!.



YAZARLAR