Bugün, 5 Mart 2021 Cuma

Semih Hocaoğlu


R İ T U E L İ S T T I P

R İ T U E L İ S T T I P


Yakın geçmişte önceleri Kız Sanat Enstitüsü , daha sonra İmam Hatip Lisesi , şimdi ise Halk Eğitim Merkezi Kurs Binası olarak kullanılan tarihi bina ; 40'li yıllarda 25 yatakil Devlet Hastanesi iken ihtiyaca cevap vermediği için Savurkapi'da şu anda Dış Hastanesi olan bina 50 yataklı Devlet Hastanesi olarak inşa edildi ve hizmete açıldı .

İyi güzel de ; 50 yataklı büyük (!) bir hastanemiz olmuş ama ; bir röntgen cihazı ve ancak basit kan tetkikleri yapilabilecek bir laboratuar dışında ekipman yok , doktor yok .

Önceleri Dr. Yahya Beg ( Sümer ) ve Dr. Aziz Uras , daha sonraları Dr. Vahap Dizdaroğlu , Dr. Muammer Ünal ve Dr. Beşir Ersoyak Mardinli doktor olarak Mardin'de sağlık hizmeti veriyor .

" Her başı - gözü ağrıyan , her ateşi yükselen doktora mi gidermiş " mantığıyla her türlü rahatsizligin ilk müdahalesi evde yapılır ancak üç beş günde geçmemesi halinde doktora gidilir .

Stetoskopla yapabileceği en iyi muayeneyi sabırla ve güler yüzle yapan doktorun tanıya göre vereceği ağrı kesici , antibiyotik ve güçlendirici vitaminlerden başka birşey yoktu,.

Evde yapılmış ilk mudahele ve doktorun uyguladığı tedavinin cevap vermemesi ; ciddi ve ilerlemiş bir hastalığın habercisi olurdu . Bundan böyle imkanı olan Ankara-İstanbul yolunu tutar , olmayanlar da beklemeye geçme durumunda kalırdı .

Her türlü hastaligin ilk etapta ciddiye alınmadığı o dönemlerde ; ilk mudahelele için her evin bir köşesinde ağrı kesici olarak OPON ve ASPİRİN , vücut kırgınlığı ve yükselen ateş için GRİPİN ve KİNİN bulunurdu . Bu ilaçlar için eczaneye gitmeye gerek olmaz , tüm mahalle bakallarindan temini mümkündü .

Doktorların verdiği recetede o zamanların degimiyle iğne varsa ; sağlık kuruluşuna gitmeksizin evde yapılırdı . Erkekler için Ammo Sadun veya Ammo Miho , kadınlar için Hale Nebete veya Hale Ruhiye bu işe senelerce emek verdi.

Gerçek meslekleri berberlik olan Ammo Sadun ve Ammo Miho enjeksiyon yapmanın dışında ; sunnetcilik yapar ve dis çekerdi . O dönemlerde doğmuş çocukların çoğunun sünneti onlar tarafından yapılmıştır .

Enjeksiyon deyip geçmeyin . Aynı iğne ucuyla onlarca hastanın enjeksiyonu yapılacakken çeşitli aşamalardan geçilir . Enjektör ucuyla birlikte özel kapta mini ispirto ocağının üstünde dakikalarca kaynatılıp steril olması sağlanırdı .

Baş , dis , mide ağrıları ile soğuk algınlığına bağlı bazı sıkıntılar ağrı kesicilerle ve çeşitli bitki caylariyla giderilmeye çalışılırken ; yatağa düşüren bazı hastalıkların tanısı yapılamadığından tedavisi de yapılamıyor ve zor günler başlıyordu .

MR. Tomografi , EKG , Ultrason ve benzer modern ekipmanlar ile her türlü tetkiklerin yapılabildiği laboratuarlar olmadığı için birçok ciddi hastalık tedavi şansı bulamıyordu .

Bırakın kanser veya bir habisin tedavisini ; erken teşhis halinde tedavi imkanı bulunan tüberküloz ( verem ) ve hepatitin bile tedavisi yapılamıyor ; çeşitli isimler verilerek bazı terkipler ve rituellerle çareler aranıyordu . İlerleyen yıllarda salgın ve bulaşıcı olan verem ve göz hastalığı olan trahom için özel dispanserler kurularak tedavi imkanları yaratildi .

Modern donanımlı sağlık kuruluşlarının bulunmayışı ve uzmanlaşmış branş doktorlarının yokluğu nedeniyle tanısi da, tedavisi de yapılamayan bazı hastalıklar için uygulanan mahalle terkipleri ile faydalarına inanilmis bazı rituellere bakalım :

VEREM : - Aşısı bulununcaya ve Verem Savaş Dispanseri acilmayincaya kadar yerel degimle DEY adı verilmiş , şiddetli üzüntüden oluşan ölümcül bir hastalık olarak tanınmış . MİN KAHRU SED DEY deyimi buradan kaynaklıdır .

HEPATİT ( SARILIK ) : - Gerekli tetkikler yapılamadığından erken teşhis edilmeyen , tamamen yerleştikten sonra vücutta ve gözlerde oluşan aşırı sarilikla fark edilen yine yerel dilde EBU SAFAR olarak tanınan bu hastalığa karpuzun iyi geldiği söylenir ; kehribardan oluşan bir kolyenin boyuna baglanmsi ve hastanın canlı balığı uzun uzun seyretmesi rituelinin faydalı olduğuna inanılırdı .

TRAHOM : - Bahse konu yıllarda bulaşıcı ve salgın bir göz hastaligiydi . Gözlerin kan toplaması şeklinde kendini belli eden bu hastalık nedeniyle ilgi bekleyen çocuklar ebeveynlerinden " neden uzun süre güneşte kaldın " azarı isitirdi . Neden yapıldığı bilinmeyen kırmızı renkte bir sıvının küp şeker üzerine damlatilip ELMASTİ adiyla gözlere tatbik edilmesi gibi bir yöntem uygulanır , gözler uzun süre tülbentle bağlı kalıyordu . İlerleyen yıllarda bulasicilik yönü nedeniyle ilkokullarda yapılan taramalarda trahom olduğu saptanan öğrenciler için özel okul binası tahsis edildi .

KIRIK-ÇIKIK : - Özellikle çocuklarda baş gösteren ve damda yatmalar nedeniyle daha fazla yaz aylarında oluşan ortopedik kırık çıkıklar için BEYT İL KOSALLİ , HALE NAZO ve İMHEMMED RİHO ilk akla gelen kişilerdi. Zamanın koşullarına göre yaptıkları mudahelelerle çok kişinin sakat kalmasını önleyen bu kişiler hala minnetle yad ediliyor .

KATILMA : - Daha çok küçük çocuklarda kendini gösteren nurolojik bu hastalığın yine bir rituelle iyileştiği yaygın. İstasyon mevkiindeki Çiftlik köyunde bulunan eski bir kiliseye götürulen hasta dolastirildiktan sonra verilen bir kömür parcasinin suya karistirilip icirilmesiyle iyileştiği söyleniyor .

BOĞMACA : - Şiddetli öksürük ve boğaz ağrısı çeken boğmaca hastası çocugun şifası da KASAP OGLU KASAP'in ellerinde aranirdi . Babasının da kasap olması şartıyla seçilen kasap belinde taşıdığı bıçağını hastanın boğazı etrafında dolastirmak suretiyle rituelini tamamlamış olurdu .

BADEMCİK ŞİŞMESİ :- O zamanlar Cumhuriyet Meydanindaki İlyas Mellus Kahvesinin önünde tahta sandalyesinin üstünde oturmuş AMMO CEMİL BURCAGASİ'nin her sabah onlarca çocuk misafiri olurdu . Bademcikleri şişmiş her çocuğun boğazı dualar eşliğinde ovularak şifa bulacağı inancı hakimdi .

DARALMA : - Aslında bir nörolojik sorun olan daralma için KURSUN DOKME ritueli çok yaygindi . Kurşun dökülmüş birçok hastanın daralma sıkıntısının giderildiğine inanılır. Kurşun dokturmenin kısmet, çocuk sahibi olma ve refaha ulaşma konularında da etkili olduğu inancı hakim .

ROMATİZMAL HASTALIKLAR : - Sırt , bel , kalça ve bacak ağrıları için Mataracı ailesi tarafından hazırlanan yakı yıllar yılidir tatbik ediliyor . Karışımının ne olduğunu sadece kendilerinin bildiği MERHEM BEYT İL MATARACİ yerel bazda patentli bir ilaç gibi tanımlanıyor .

ŞARK ÇİBANI : - 40'li 50'li yıllarda hemen hemen tüm guneydoguyu kasıp kavuran Şark Çıbanı , Mardin'in adeta alameti farikasi olmuştu . Genelde yüzün herhangi bir tarafında oluşan çıbanın kasinmasiyla apse yapmasından kaynaklı bu illete ; çoğu şeye çare bulan yöre halkı her nedense bu konuda fazla etkili olamamış , sadece çıbanı yakma metodu denenmek istenmisse de sonuç alınamamış , Şark Çıbanı o jenerasyonun kimliğinin etiketi gibi kalmıştır .

Bu konudaki en önemli ayrıntı ; sifasina inanılan bu mudahelelerin tümunun herhangi bir menfaat ve karşılık beklenmeden yapılır olmasıydı .

Eskilere dayalı olarak irdelemege çalıştığımız sağlık sorunları ; aynısı olmasa da yakın geçmişte devam etti .

50 yataklık bir ilaveyle 100 yataklı hastaneye dönüştürülen Mardin Devlet Hastanesi'nde 80'li yıllara kadar yeterli düzeyde doktor olmamış , sıkıntılar süre gelmiştir . Tam teşekküllü sağlık raporu almak için insanlar Diyarbakır'a kadar gidip günlerce salı ve cuma günleri toplanacak heyet için beklemeye mahkum birakilmistir . Bir göz doktoru bulunmadığı için sürücü belgesinin vizesi için istenen göz raporu için yine Diyarbakır'a gitme zorunluluğu vardı .

Corona aşısı çıktı çıkacak beklentisindeyken , alternatif tıp tartışmaları sürerken ;bazilari hala devam etmekte olan Mardin'den Rituelist Tıp örneklerini vermiş olduk. Bilmem iyi mi ettik.. .



YAZARLAR