Bugün, 11 Temmuz 2020 Cumartesi

Fazile Aşar Aydınalp


NASIL KAYBETTİK

NASIL KAYBETTİK


Son zamanlarda en çok şikâyet edilen konuların başında, hiçbir değerin artık eskisi gibi olmayışı geliyor. Eskiye özlem gün geçtikçe artıyor. Eskiden şöyleydik, böyleydik laflarını sık sık duyar olduk.

  Evet eskiden  yokluk içinde mutlu insanlardık gerçekten, birlikte bir şeyler yapabilmeyi, sohbet edebilmeyi, birbirimize muhabbet ile yürüyebilmeyi becerebilen bir toplumduk. Bir çok değerimizin yok olmaya başlamasıyla biz de yok olmaya başladık, çünkü biz o değerlerle vardık. Değerlerimiz teknolojik değil insaniydi çünkü.

   Bir düşünsenize ciddi manada bayramın geldiğini hissedebildiniz mi? iliklerinize kadar, içiniz hoş oldu mu? bayram bahsi geçince. Şahsen ben çok hüzünlendim bayramın gelişine. Oysa bayram daha gelmeden bayram ederdik, zaten temiz olan evlerimiz bayram hatırına tekrar temizlenir ve bahar gibi kokardı, tatlılar yapılırdı sevinçle, hiçbir yorgunluk ve bıkkınlık emaresi taşımazdı ruhumuz, herkes birbirine tebessüm eder şakalar yapılır, elden geliyorsa yeni kıyafetler alınırdı. Arefe gecesi tarçınlı çörek (Ikliçe) kokuları sarardı sokakları. Bütün gece sabahın gelişini beklerdik sabırsızlıkla, babalarımızın bayram namazına gideceği saatte tüm ev halkı ayakta olur bayramlaşılır, dualar edilirdi. Düşünsenize bütün akrabalarımızı ziyaret etmenin mutluluğu her şeye bedeldi o zamanlar, çünkü muhabbet vardı, herkes birbirine yârdı, candı!

    Eskiden? Evet eskiden sahiden robotlaşmamıştık duygularımız vardı. Ben bu bayram hüzün giyindim yeni kıyafetler yerine. Bayramın adı uyumak olmuş, tatil olmuş, teknoloji olmuş robotlaşma olmuşta adı gibi bayram olamamış?

   Bayram namazı vakti hemen hemen herkes uyuyor düşünebiliyor musunuz? İnsanlar öğlen uykudan uyanıyor, kimse kimseye bayramlaşmaya gitmiyor, şekerdanlıklar boşalmıyor, ola ki biri gelecek olsa ya da bir yere gidilmeye niyet edilse yüzlerde bir asıklık, ruhlarda bir sıkkınlık oluyor.  Kendine bile tahammülü olmayan bireyler haline gelmişiz ne yazık ki.

   Nasıl kaybettik mutlu olmayı, bir olmayı, biz olmayı. Nasıl bu kadar muhabbetsiz kaldı yüreklerimiz. Tatlı bir sohbete nasıl lâl oldu dilimiz. Biz sahiden de böyle değildik eskiden, biz eskiden sahiden bizdik!



YAZARLAR