Bugün, 12 Temmuz 2020 Pazar

Sedat Eriş


Mehmet Ali DOĞAN ve JEOTERMAL ENERJİ-1

Mehmet Ali DOĞAN ve JEOTERMAL ENERJİ-1


Ülkemizde ekonominin hazin bir kaderi var.

Ekonomik projelerin birçoğu bir mevsim yaşar, tıpkı çiçekler gibi.

Ülke ekonomisine can vermede öncü rol üstlenen projelerin ömrü, on, yirmi yıl.

Mazide kalan fabrikalar, tesisler tıpkı ziyaretçisi gelmeyen, kalmayan bir mezarlık misali.

Bir başka deyimle, anahtarı kaybolmuş bir tahta çekmece.

Şu anda üretim yapmayan fabrikaların, tesislerin yıpranmış, soluk duvarlarına hangi hatıralar sinmiş, hangi heyecanlar gizlenmiş, merak eden yok.

Ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasına fikren kendini adamış, bu uğurda varını yoğunu ortaya koymuş bizler elbette önyargılarla hareket etmez, haykırmaz, dövüşmeyiz.

Gazeteci olarak bizler ekonomik alanda haber toplar, olayları izler, bilgi toplar ve yeni iktisadi sahalara dikkat çekmek isteriz.

Yokluk ve yoksulluktan kaynaklanacak sorunlara karşı çocukları ve gençleri kötülüklerden korumak ister, gelecek adına insanımızı bilgilendirmeye çalışırız.

***

Bu duygu ve inancı yoğun olarak yaşadığım bir gün Batman´ın seçkin simalarından biri olan kadim dostum Bürokrat Ekrem Direkçi´nin telefon daveti üzerine onun bulunduğu semte gittim..

Buluştuğumuzda, Batman dostu, herkese yardım etmekten keyif alan sevecen ve sempatik arkadaşım Ekrem Direkçi gülümseyerek ´Seni bir dostumla tanıştırayım´ önerisiyle karşı masada oturan bir beyefendiye yöneldik.

Kısa bir tanışma faslından sonra araştırmacı gazetecilik refleksiyle karşımda duran kişiliği gözlemlemeye başladım.

Hayatımın tüm kesitlerinde İnsan denilen varlığın, doktrinlerin, teorilerin, künyedeki bilgilerin içine hapsedilemeyeceğine inandım.

Bu nedenle yeni tanıştığım Mehmet Ali Doğan isimli bu zatın bakışları, vücut dili, siması, sözlerindeki vurgulamalar güngörmüş, feleğin ateş çemberinden geçmiş, deneyimli ama bir o kadarda tevazu kar ve alçak gönüllü bir insanla karşı karşıya olduğum intibasını bende uyandırdı.

O anda aklıma ve dilime gelen duyguları gemledim.

Çünkü Hz Mevlana´nın asırlar öncesi söylediği ?Bir adamın birçok hüneri, makamı ve fen bilgisi sahibi olduğuna bakma. Verdiği sözde duruyor mu? Vefası var mı? Asıl ona bak. Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa, vefalıysa onu istediğin kadar öv. Onun iyi vasıflarını bir bir say. O senin övgünden, saydığın meziyetlerden daha üstün bir kişidir? sözleri çınladı.

Mehmet Ali Doğan Beyle tanışma faslı yerini koyu ve ilginç bir muhabbete bıraktı.

Tanınmış bir işadamıydı.

Tüm zenginliğine, ekonomik gücüne rağmen sıcakkanlı duruşu onun ´Sonradan Görme Biri´ olmadığını çok yalın bir biçimde ortaya koyarken, bulunduğu noktaya tırnaklarıyla başarıyı kazıyarak geldiği her halinden belliydi.

Mehmet Ali Doğanın samimi, içten ve sıcakkanlı duruşu hararetli bir konuyu gündeme taşımıştı.

***

JEOTERMAL ENERJİ.

Bu konudaki duygu ve düşüncelerini dinlerken onun ağzından dökülen bir cümle çok etkileyici ve sarsıcıydı.

Şöyle diyordu Doğan; Ben İç Anadolu´daki bir kentin çocuğuyum ama Güneydoğuyu ve o yörenin insanlarını seviyorum. Bu bağlamda jeotermal enerjiye dayalı bu bölgeye ciddi bazı yatırımları hayata geçireceğim.

Aslında Ülkemiz coğrafyası büyük bir hazineye sahiptir.

Bu hazinenin adı jeotermal enerjidir.

Yani sıcak su kaynakları.

Asırlar öncesi bu topraklarda banyo, ısınma ve pişirme amaçlı olarak kullanılmaya başlanmış olan jeotermal kaynaklar yani sıcak su kaynakları bugün, elektrik enerjisi üretimi, merkezi ısıtma, merkezi soğutma, sera ısıtması gibi ısıtma/soğutma uygulamalarında, endüstriyel amaçlı kullanımlarda proses ısısı temini ve kurutma işlemlerinde, karbondioksit, gübre, lityum, ağır su, hidrojen gibi kimyasal maddelerin ve minerallerin üretiminde, termal turizmde kaplıca amaçlı kullanımda, düşük sıcaklıklarda (30°C´ye kadar) kültür balıkçılığında ve mineraller içeren içme suyu üretimi gibi bir çok alanda kullanılmaktadır.

Ülkemiz ve özellikle bölgemiz olan Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu jeotermal enerji açısından çok şanslıdır.

Yenilenebilir öz kaynak oluşturmasının yanı sıra, çok amaçlı kullanımı, temiz, çevre dostu ve ekonomik olması gibi önemli avantajlar sunan jeotermal kaynakların ülkemiz ve bölgemiz ekonomisinin kalkınmasına ciddi anlamda katkı sağlayacağı tartışılmaz bir gerçekliliktir.

Gelişmiş ülkelerde insanlar, doğal çevre, uygun iklim, güneş, uygun alt ve üst yapı, etkin sosyokültürel çevre olanaklarına sahip termal tesislerden, hem sıcak suların şifa özelliklerinden yararlanarak tedavi olmak, hem de dinlenme, eğlence-spor amaçlı yararlanmaktadır.

Bu şekildeki kullanım ?Termal Turizm?, diğer tedavilerle birlikte uygulandığı takdirde ?Sağlık ve Termal Turizm? olarak adlandırılmaktadır.

Türkiye´nin termal suları, debi ve sıcaklıkları, çeşitli fiziksel kimyasal ve şifa özellikleri, coğrafi konumları ile Avrupa´daki termal sulardan daha üstün nitelikler taşımaktadır.

Jeotermal enerjinin bu zenginliğine karşın bu alanda ülkemizde ekonominin bu dalıyla alakalı hala bazı sorunlar var.

İdari ve teknik işleyişte mevzuat karmaşası, kurumlar arası eşgüdüm eksikliği, çok başlı bir mekanizmanın varlığı, ruhsat süresinin metodolojiye etkisi, rezervuar sınırlarının belirsizliğine karşılık, aynı rezervuar üzerinde birden fazla yatırımcıya ruhsat verilmesinin işletme aşamasında teknik ve hukuki sorunlara yol açması, mülkiyet hakkı, idare payı, entegre kullanım gibi sorunlar önemli problemlerden sadece birkaçı.

Jeotermal kaynakların aranması ve geliştirilmesine ilişkin yasal boşluğun doldurulmasıyla, kaynaklarla ilgili çalışmalar ve uygulamalar ivme kazanmış olmakla birlikte, ülke genelinde yaygın bulunan bu kaynaklardan yeteri kadar toplumsal faydanın üretilemediği acı bir gerçektir.

Bunun önemli nedenlerinden biri, kaynakların uzun süre yasal zemininin olmamasından kaynaklanan birikmiş, çeşitlenmiş ve uygulamada karşılaşılan sorunlarının çözümünde mevcut yasanın yetersiz kalmasıdır.

Ortaya çıkan sorunlar, uygulama yönetmeliğinde sıkça yapılan ve sorunun özünü kapsamayan değişikliklerle çözümlenmeye çalışılmakta, ancak bu düzenlemeler kısa vadeli ve yüzeysel olmaktan öteye geçmemektedir.

Karşılaşılan sorunların çözümü ve yetersizliklerin giderilmesi doğrultusunda, jeotermal kaynaklardan daha fazla toplumsal faydanın sağlanması için bütüncül bir yaklaşımla arama, araştırma, geliştirme, üretim süreçleri ile üretimde verimliliğin sağlanması için yapılması gereken AR-GE çalışmaları, yeni teknolojilerin kullanımı ve yurt içi gelişiminin sağlanması, idari yapılanma, ruhsat hukuku, teşvik ve eğitim süreçlerinin birlikte değerlendirilerek ulusal mevzuatın yenilenmesi, gerekli düzenleme ve iyileştirme çalışmalarının yapılmasına ihtiyaç vardır.

Bu sorunlara işktidar çare üretmediği halde Mehmet Ali Doğan gibi bu konuya gönül vermiş ve her şeyini ortaya koymuş insanlarda gün gelir bedel ödedikleri bu çabalarından yorgun düşebilir.

 

 



YAZARLAR