Martı Jonathan Livingston - Richard Bach
“Yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi.”
Tarih: 6.02.2020 22:53:29 / 246okunma / 0yorum
Ceylan Alkan

           Yaşam içerisinde herkesin mutlak rolleri olduğu bir gerçek. Fıtratımıza işlenmiş olan muhteşem kodların yansımasını oluşturan duruşlarımız, bizim nerede olmamız ya da nerede durmamız gerektiğini fısıldar bize. Sonradan öğrenip, edindiğimiz davranışlarımız da var elbette. Kanaatimce yine bunları kendimize uygun olanlardan seçme hissimiz azımsanmayacak kadar fazla. Genel hatlarıyla isminden mi kaynaklanıyor bilinmez, okumak için elime aldığım eserin içinde  adeta kuş oldum, süzüldüm gökyüzünde;  herkesin kendinden bir şey bulacağı bir kuş; Martı Jonathan Livingston…

           “ Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı. Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı bir lokma yiyecek için mücadeleye girmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.”  Sahilin ve teknenin çok ötesinde tek başına uçma talimleri yapan bir martı; Jonathan Livingston... Sıradan bir gün gibi görünse de onca martının arasında sıradanlıktan sıyrılmaya çalışan, bunu yaparken de yalnızlığa terk edilen bir martının öyküsü böylece başlıyordu.

           “Çoğu martı sırf yiyecek bulmak, sahilden ayrılıp tekrar dönebilmek için uçar. Bunun dışında bir şey öğrenmek için uğraşmazlar, öğrenmek istedikleri bir şey yoktur. Onlar için uçmanın tek anlamı, karınlarını doyurabilmektir.” Oysa Martı Jonathan için önemli olan yemek değil, uçmaktı. Çünkü o, uçmayı büyük bir tutkuyla seviyordu. Annesinin endişeli  tabiriyle  bir kemik ve tüy kalmış olması onun umurunda bile değildi. “Ben sadece havada ne yapıp yapamayacağımı öğrenmek istiyorum, sadece öğrenmek” diyordu.

            İnsanın ne istediğini bilmesi, kendini tanıması yani kendi olması en önemli nitelik bana göre. Bazen de sınırların ötesinde, sırlara erişmek gerekir ki, işte o makama ancak çabalayarak ulaşılır. Aklı o makamda olan biri için durmak değil, koşmak vardır. Gerekirse yalnızlığı göze alıp, göklerde kanat çırpmak. “Ne kadar tatsız olursa olsun, başımıza gelenler ne öğrenmemiz gerektiğini bilmemiz açısından gereklidir” ve “Bizler her ne isek çaba ya da uyuşukluğumuz sonucunda o hale bürünürüz. Neyi arıyorsak işte onu buluyor, neyi amaç edinmekteysek, varabildiğimiz en uç nokta da orası” diyor Richard Bach.

           “Oysa düşüncelerinize vurulan zinciri koparın, o zaman bedeninizin de özgür olacağını göreceksiniz” ilkesine sadakatle Jonathan , bundan sonraki günlerini tek başına sarp kayalıklarda uçarak geçiriyordu. Onu üzen şey yalnızlığı değildi. Diğer martıların uçmanın keyfine varamamış, uçmalarıyla gurur duyamamış olmalarıydı. Gözlerini azıcık aralayıp ileriye bakmayı reddetmeleri ne üzücü diye düşünüyordu. Tüm sürü için istediği, tüm sürüye mal etmeyi arzuladığı her şeyi, yalnızca kendi elde ettiği için üzgündü. İyilik hakkında aldığı dersler, sevginin doğası hakkında öğrenmeye çalıştıkları onda dünyaya geri dönme isteği uyandırıyordu. En önemlisi de onun azminin temelinde yatan en kutlu tavsiyeyi Chiang söylemişti veda ederken ona; ‘sevgiyi sakın ihmal etme.´ Sevgiyi hiç yanından eksiltmemesi onun yanındaki diğer martılara da öncülük etmesine sebep olmuştu. Sevginin her şeyin temelini oluşturduğunu öğrenmişti.  Ancak bir şeyi severek isteyince gelirdi vuslat ve Jonathan da uçmaya büyük bir sevgiyle bağlıydı. Başarmayı ise, Chiang  şöyle anlatmıştı genç öğrencisine; “ Eğer ne yaptığını biliyorsan her zaman başarırsın. Başarmak için ne yaptığını bilmek gerek.”

            Gökyüzüne ait bir varlık için, uçmak aslında sıradanlıktır. Önemli olan nerede ve nasıl  uçulduğudur. Gözüyle gördüğüyle sınırlı kalmamıştı Martı Jonathan, görünenlerin hepsinin sınırlı olduğunu ve anlayarak bakmanın, görünenin özeline geçilmesi gerektiğini düşünüyordu. Bir gece gökyüzünde tanıştığı Sullian ile  kurduğu dostlukla  güç kazanmıştı. Ve artık yalnız değildi. Sullain´dan edindiği tecrübeleri de yanına alıp sürüsüne geri dönme kararı almıştı. Döndüğünde onunla aynı kaderi paylaşan Fletcher ile karşılaşmış ve bu ikilinin azminden etkilenen birkaç martı da onlara katılmıştı. Jonathan´ın hayatındaki en önemli duruş affetmekti. Hatta Fletcher ile aralarında şöyle bir diyalog geçmişti; “Az önce seni öldürmeye kalkışacak kadar azgınlaşan bir sürüyü nasıl oluyor da sevebiliyorsun, anlamıyorum doğrusu” deyince “ sevilen o değil ki Fletch. Kin ve kötülüğü elbette sevemezsin. Her martıda gerçek martıyı görmeye çalışmalı, her birinin içindeki iyiyi bulup çıkarmalı ve bunu onlara da göstermelisin. Gerçek sevgi budur işte. Onu bir kez tattın mı, vazgeçemezsin” cevabını vermişti  Martı Jonathan. Dostlukla ilgili söylenebilecek belki de en can alıcı cümle; “Eğer dostluğumuz zaman ve uzaklıkla sınırlıysa, o yok demektir. Zaman ve uzaklıkla sınırlı olmayanı yaşıyoruz biz. Uzaklığı yenince hep aynı yerdeyiz, zamanı yenince hep aynı anın içindeyiz.”

           Geçmişi yalnızlıklarla dolu olmasına rağmen Mart Jonathan bir öğretmen olarak doğmuştu. Ve onun sevgisini gösterme yolu, yalnızca gerçekleri görmek için fırsat kollayan bir martıya doğruları öğretebilirdi. Ondan sonra bu yolu takip eden martılar, uçmanın ruhunu ritüellerle bozmuş olsa da, orda en yüksekte onlara her an bir şeyler öğretmek ruhuyla yaşayan bir martı daima onlarla gibiydi.

           1936 yılında ABD´de  doğan Richard Bach´ın, on sekiz yayınevi tarafından reddedildikten sonra 1970´te basılan ve 1977´de filmi de yapılan eseri milyonlarca kişi tarafından okunmuş aynı zamanda uluslararası bestseller olmuştur. Yazar, öykü kitabının son bölümünde kendi düşüncelerine de yer vermiştir. “Sorular, yıllarca bizi şaşırtır ve sonra birdenbire bilinmez bir yerden bir cevap fırtınası gelir. Asla görmediğimiz bir yaydan fırlayan oklar gibi.” Kitabı okurken; denemek mi, yenilgiyi kabul etmek mi yorar insanı? diye sordum kendime. Ben cevabımı buldum, darısı Martı Jonathan Livingston´u okuyanlara…

 

 Martı Jonathan Livingston, Richard Bach, Epsilon Yayınevi, 147 sayfa

 

      

Anahtar Kelimeler: Martı, Jonathan, Livingston, Richard, Bach
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Yalnızlık Sözleri 1 (03 Nisan 2020 - Cuma)
Küçük Kara Balık (22 Ocak 2020 - Çarşamba)
SEFİLLER (14 Ocak 2020 - Salı)
ÇAĞ GEÇİTLERİ (25 Aralık 2019 - Çarşamba)
KONUŞMALAR (15 Aralık 2019 - Pazar)
Hercümerç (Minimal Metinler) (05 Aralık 2019 - Perşembe)
Beyaz Zambaklar Ülkesinde (26 Kasım 2019 - Salı)
MARDİNİM (20 Kasım 2019 - Çarşamba)
TUTUNAMAYANLAR (04 Kasım 2019 - Pazartesi)
HUZURSUZLUĞUN KİTABI FERNANDO PESSOA (14 Ekim 2019 - Pazartesi)
Suç ve Ceza (01 Eylül 2019 - Pazar)
Ölüm Divanı (03 Ağustos 2019 - Cumartesi)
GÜN DOĞMADAN (16 Temmuz 2019 - Salı)
"hercümerç - minimal metinler” (06 Temmuz 2019 - Cumartesi)
MİNİMA MORALİA (24 Haziran 2019 - Pazartesi)
EDEBİYAT NEDİR? (02 Haziran 2019 - Pazar)
KUR´AN ŞEHR-İ RAMAZAN (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
BİSTURİ ( HUZURSUZ METİNLER ) (28 Nisan 2019 - Pazar)
YÜZYILLIK YALNIZLIK (19 Nisan 2019 - Cuma)
SOFİE´NİN DÜNYASI (03 Nisan 2019 - Çarşamba)
SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM (22 Mart 2019 - Cuma)
SEN BUNA DEĞERSİN (12 Mart 2019 - Salı)
VADİDEKİ ZAMBAK,HONORE DE BALZAC (25 Şubat 2019 - Pazartesi)
Yolun Sonu (12 Şubat 2019 - Salı)
Sevgiden Taştı, Taşacak Bir Yürek (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
"Bilmek" değil, "Olmak" (25 Ocak 2019 - Cuma)
BİR KİTABA DOKUNMAK (04 Ocak 2019 - Cuma)
Sayfa:
Ceylan Alkan
Ceylan Alkan
Yalnızlık Sözleri 1
Sadun Ertaş
Sadun Ertaş
CORONA KARANTİNA GÜNCESİ-1
Fatma Karsak
Fatma Karsak
Kendimize Zarar Veriyoruz
Mehmet ÇELİK
Mehmet ÇELİK
Bu Kavga Niye?
Fazile Aşar Aydınalp
Fazile Aşar Aydınalp
Virüsün Çeşidi Farklı
Yasemin Ceylan
Yasemin Ceylan
CORONA (COVİD- 19)
Yusuf Beğtaş
Yusuf Beğtaş
Temiz Yürek ve Verdiklerimiz
Semih Hocaoğlu
Semih Hocaoğlu
Yanlış yapıyoruz arkadalar
Gülüş  Teke
Gülüş Teke
BİR KADINDAN NOT VAR
Nesrin Bulat
Nesrin Bulat
VAZGEÇME
Barış Korhan Psikolojik Danışman
Barış Korhan Psikolojik Danışman
ŞİİR DENEMELERİM
Latif Sakız
Latif Sakız
MUHTEŞEM MARDİN KALESİ
Sedat Eriş
Sedat Eriş
Mehmet Ali DOĞAN ve JEOTERMAL ENERJİ-1
Şehnaz Özmen
Şehnaz Özmen
Yeni Yılda Yeni Umutlar!
Metin Aydın
Metin Aydın
herkesin tepkisi kendinden azade.
Hasan Anuk
Hasan Anuk
TEKRAR 3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜNDEYİZ
Burcu Değer
Burcu Değer
KÜÇÜK BİR NOT
Vicdan Ceylan
Vicdan Ceylan
Yaşama Dair
Uz.Dr. Muhammed Şeyhanlı
Uz.Dr. Muhammed Şeyhanlı
OKUL BAŞARISI İÇİN SAĞLIKLI BESLENME ÖNERİLERİ
Ahmet Çınarbaş
Ahmet Çınarbaş
Bu Ne Sessizlik
Mehmet Şerif Öter
Mehmet Şerif Öter
Kadınlar Neden Cuma Namazına Gitmesin ki ..
Mehmet Emin Karakulak
Mehmet Emin Karakulak
KIZILTEPE"DE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ..
H.Nurcan Pınar
H.Nurcan Pınar
BAYRAM AYNI BAYRAM BİZE NE OLDU...
Tuba Mungan Bilem
Tuba Mungan Bilem
Hayatı Sorgulamak
Büşra Akar
Büşra Akar
MEZOPOTAMYA´NIN KALBİ: HASANKEYF
Dr. Nihat Özkan
Dr. Nihat Özkan
Gün ayrışma değil, birleşme günüdür!
Nurullah Aydın
Nurullah Aydın
Tanışma Yazısı
Muhammet Baran Aslan
Muhammet Baran Aslan
İNSANLIK OYUNU
U.Duygu Fırat Tellioğlu
U.Duygu Fırat Tellioğlu
Adnan Avuka
Adnan Avuka
Artuklu ilçe belediyesi aday adaylarına açık mektup
Av.Mahir Karaboğa
Av.Mahir Karaboğa
NE YAMAN ADAM AMA!
Ercan Atay
Ercan Atay
HİZMET SEVDALISI BİR BÜROKRAT
Mehmet Kızılkaya
Mehmet Kızılkaya
Mardin Şehrini ve Kızıltepe İlçesini Güzelleştiren İnsanlar
Yrd.Doç.Dr.Gülseren Sağcan
Yrd.Doç.Dr.Gülseren Sağcan
Bu yazıyı okumadan grip aşısı olmayın
Opr.Dr.Adem Özden
Opr.Dr.Adem Özden
GEBELİK ve ORUÇ
admin
admin
Abdullah Yılmaz
Abdullah Yılmaz
Gündem
Röportaj
Yaşam
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Alexa

Alexa

Mardin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:42 07:23 12:30 15:01 17:19 18:47
Zaman Gösterdi ki: Cennet ucuz değil Cehennem dahi lüzumsuz değil..

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ (R.A)
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Google
Custom Search
Kültür / Sanat
Asayiş
Arşiv