Bugün, 5 Mart 2021 Cuma

Semih Hocaoğlu


Mardin Ziraat Fakültesi Senin Hakkındır

Mardin Ziraat Fakültesi Senin Hakkındır


Mardin Artuklu Üniversitesi’nce Tıp Fakültesi kazandırma konusu bugünlerde sıkça dillendirilirken ; önceki belediye başkanlarından Beşir Ayanoğlu kardeşimiz de aynı isteği sosyal medyada paylaştığı yazıyla gündemde tutmaya çalıştı .

Bir farkla....

Ayanoğlu bu isteğini daha önceleri alıştığımız şekliyle değil de ; bir ezberi bozarcasına , dersini iyi çalışarak yaptı . Mardin'e bir tıp fakültesinin gerekli olduğunu ; Mardin'in sağlık panoramasını kapsamlı bir şekilde ortaya koyarak , rakamlarla ortaya koydu. Bu yazısına yaptığım yorumda ; Mardinli olarak her konuda bir talebimiz olduğunda nasıl , ne zaman , ne için yaptığımızı , yani tamamen hazırlıksız bir şekilde yaptığımızı hatırlatarak ; zamanında böylesine detaylı bir çalışmayla gidilmiş olsaydı, bugün Mardin'de tıp fakültesi açılması konusunu konuşmuyor olacağımızı ifade ettim.

Bu yazı ve bu yazıya yapmış olduğum yorum ; beni çok eskilere götürdü . Zira o zaman da benzer eksiklikler yüzünden çok şey kaybetmiştik .

70'li yılların başıydı . Umarım 71 veya 72.

Sivil toplum örgütlenmesinin tam anlamıyla olmadığı Mardin'de STK olarak sadece Mardin Yardımseverler Derneği ile Mardin’i Güzelleştirme Derneği aktif çalışma içindeydi. Öğretmen, memur ve esnaftan oluşan bu dernek o aralar ; bir tarım kenti olan Mardin'de bir ziraat fakültesi ihtiyacı olduğunu çeşitli vesilelerle ve çeşitli yollarla dillendiriyordu. Bu konudaki en ciddi isteme şekli Kızıltepe kavşağı ve Diyarbakır kapı mevkiinde üstünde

" Mardinli Ziraat Fakültesi Senin Hakkindir " yazılı iki tabelaydı. Bu arada ulaşabildikleri milletvekillerine aynı konuyu anlatarak yardımcı olmaları isteniyordu .

Bahse konu yıllarda günlerden bir gün Ankara'dan gelen üç kişilik bir heyet zamanın valisine gittiklerinde vali kendilerini Güzelleştirme Derneği’ne yönlendirir . Heyecanlanan yöneticiler durumu belediye başkanına iletir, kendisinin de bulunmasını ister, ancak belediye başkanı ayıracak zamanı olmadığı için katılmaz ve bu işin bütün yükü yöneticiler esnaf olan Vahap Saraçoğlu, Davut Birol, Remzi Yağcı ve öğretmen olan Hüsamettin Hâmid’inin omuzlarında kalır.

Heyetten biri sorar :

- Ziraat Fakültesi talebiniz için geldik, bu konuda hazırlıklarınız var mı , dosya falan ?

Birbirinin yüzüne bakan bizimkiler :

- Yok efendim, ama ziraat fakültesi Mardin'in hakkıdır.

- Tamam kardeşim de ; bu konuda hazırlıklarınız olmuş olmalı . Mesela bunun için uygun gördüğünüz , tahsis edilmiş bir arsa var mı ?

Tabii o da yok. İstasyon mevkiindeki Ziraat Lisesi binasını hatırlayarak , heyeti oraya götürüp gösterirler .

Lise eğitiminin güçlükle yapıldığı binaya Ziraat Fakültesi ....

Turistik Lokantasında yedikleri haşlama-pilav sonrası , heyet aynı istekte bulunan Urfa'ya yola koyulur

Aralarında Vali, Belediye Başkanı, Ticaret Odası Başkanı, Ziraat Odası Başkanı ve birçok sivil toplum kuruluş temsilcisi ile vatandaşların bulunduğu kalabalık bir heyet tarafından karşılanan heyet ; bir dizi toplantı sonucu ve onurlarına yapılan sıra gecesine de katılarak geceyi Urfa'da geçirir.

Urfa Ziraat Fakültesi talebi ile ilgili hazırlanmış dosyalarla Ankara'ya dönen heyetin verdiği rapor doğrultusunda ; Dicle Üniversitesi’nce bağlı Urfa Ziraat Fakültesi kurulma kararı ile şimdiki Harran Üniversitesinin temeli de atılmış oldu.

Ne demiştik ?....

Neyi, ne zaman, ne şekilde ve kimlerle istemeyi bilmek gerek ...

 

..



YAZARLAR