Bugün, 5 Mart 2021 Cuma

Mehmet Uncu


Mardin ve UNESCO

Mardin ve UNESCO


UNESCO Dünya Mirası Listesi 1978 yılından beri, eşsiz kültürel ve/ya doğal alanları listeye dahil etmektedir.  UNESCO Dünya Miras Listesine girebilmek için 10 kriterden en az birine sahip olmak gerekmektedir. Listeye bir alanın girmesi, dünya çapında bu alanın  “üstün evrensel değerinin” tescil edilmesi ve tüm Dünya için bir miras alanı olduğunun tescil edilmesi demektir. Türkiye’de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı toplam 18 alan yer almaktadır. Mardin’in yer aldığı Güneydoğu Anadolu Bölgesinde; Nemrut Milli Parkı (1987), Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri (2015) ve Göbeklitepe (2018), UNESCO Dünya Miras Listesine girmiştir. Özellikle yurt dışı tanıtımlarda UNESCO önemli bir tescil ve marka değeri yaratmaktadır. Bunun en önemli faydasını 2019 yılında Göbeklitepe’yi yurt dışında tanıtırken yaşamıştık.

Mardin Kültürel Peyzaj Alanı ile 2000 yılında, Zeynel Abidin Camisi ve Mor Yakup Kilisesi 2014 yılında             UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine dahil olmuştur. Anıtsal Artuklu yapıları, tarihi evleri, kilise ve manastırları ile Mardin ilçeleri ile birlikte benzersiz eserlere sahipken ana listeye hiçbir eser/lerini sokamamıştır. Bunun en önemli nedeni, bu süreci takip edecek insan kaynağını barındıran bir yönetim yapısının olmamasıdır. UNESCO için gerekiyorsa koruma amaçlı imar planlarının ve alan yönetim planların hazırlanması gerekmektedir. Alan Yönetim Planı hazırlayacak kurumlara tavsiyem özellikle bu konuda çok uzun yıllardır deneyimi olan İlbank’tan tavsiye almalarıdır. Geçici listede iki alanı bulunan Mardin’in UNESCO Dünya Mirası Listesine yakın zamanda girmesi zor gözükmektedir.

 

UNESCO’nın bir diğer programı olan “Yaratıcı Şehirler Ağı”, sürdürülebilir kentsel gelişim için yaratıcılığı stratejik bir etmen olarak belirlemiş şehirler ve bu şehirler arasında işbirliğini desteklemek amacıyla 2004 yılında kurulmuştur. Mevcut durumda yaratıcılık ve kültür endüstrilerini yerel düzeyde kalkınma planlarının kalbine yerleştirmiş ve uluslararası ölçekte aktif olarak iş birliği geliştirmesini sağlayan ortak amaç etrafından çalışan 246 şehir bu birliği oluşturmaktadır. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağına; film, müzik, tasarım, zanaat ve halk sanatı, gastronomi, edebiyat ve dijital sanatlar olmak üzere yedi farklı kategoriden bir tanesinde yer alınabilmektedir. Ülkemiz de hali hazırda gastronomi alanında Gaziantep, Hatay ve Afyon; müzik alanında Kırşehir; tasarım alanında İstanbul; Zanaat ve Halk Sanatları alanında Kütahya olmak üzere 6 şehir yer almaktadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesinden Gaziantep; UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağında “gastronomi”yi il tanıtımı ve kalkınması için önemli bir dinamo olarak kullanmış, bu unvanı alan şehirler arasında en büyük faydayı sağlamıştır.

 

Kanaatimce Mardin, 2021 yılında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağına girebilecek potansiyele sahiptir. Bunun için başvuru dosyasının Mayıs ayının sonuna kadar hazırlanarak UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’na sunulması gerekmektedir. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı başvurusu için Mardin’in zanaat ve halk sanatlarına yoğunlaşması gerektiğini düşünüyorum. Birçok kişi “Mardin mutfak kültürü çok zengin neden gastronomiye odaklanmıyoruz?” diyebilir. Ancak gastronomi dalında başvuru yapabilmemiz için birkaç konuda gelişmiş olmamız gerekmektedir. Maalesef Mardin ev yemeklerini tanıtacak ve turizme kazandıracak bir elin parmak sayısını geçmeyen işletmelerden daha fazlasına ihtiyaç duyulmaktadır. Buna ek olarak fizibilitesini Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne hazırlamış olduğum ve Dicle Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen Gastronomi İnovasyon Merkezi’nin açılarak başarılı bir biçimde işlemesi gerekmektedir. 2021 yılının ilk çeyreğinde bu yapının yetişmesi olası değildir. Buna ek olarak UNESCO’nun artık kriterleri değişmiş durumdadır. Bir ülke iki yılda bir (sonu tek rakamla biten yıllar:2015-2017-2019…) en fazla 4 dosya sunabilir ve en fazla 2 şehir 2 farklı dalda olmak üzere bu ağa girmeye hak kazanabilir. Gastronomi alanı en fazla rekabet edilen alandır.

 

Mardin; taş işleme, badem şekeri üretimi, sabun üretimi, tespih ustalığı, telkâri, cam, gümüş,  altın ve bakır işleme gibi zanaatlarının bir kısmını hali hazırda turizm ile iyi entegre edilebilmiş ve markalaşmış durumdadır. Dicle Kalkınma Ajansı tarafından desteklenen Artuklu Belediyesi tarafından yürütülen Mardin Tasarım ve İnovasyon Merkezi ve Midyat Kaymakamlığı tarafından yürütülen Telkâri Tasarım Merkezi projeleri tamamlanma aşamasındadır. İki proje tasarım-zanaat etkileşimi sağlayarak zanaatların gelecek nesillere aktarılmasına olanak sağlamaktadır. “Telkâri Sanatı, Geleneksel Kuyumculuk ve Gümüş İşlemeciliği”; “Geleneksel El Sanatı Ustalığı” unsur grup başlığı altında “Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri”ne kayıtlıdır. “Geleneksel Taş yapı Ustalığı/ Taş İşlemeciliği” de “Geleneksel Mimari ve Yapı Ustalığı” unsur grup başlığı altında Ulusal Envantere kayıtlıdır. Aynı şekilde “tespih ustalığı ve sabun yapımcılığı” farklı unsur başlıkları altında ulusal envantere girmiştir.

Dicle Kalkınma Ajansı’na danışmanlık verdiğimiz dönemde yazdığımız “Yukarı Dicle Vadisi Somut Olmayan Kültürel Mirasını Koruma ve Farkındalık Yaratma Projesi” tamamlanarak Mardin’in somut olmayan kültürel mirası için iyi bir veri tabanı oluşturulmuştur. En eski telkâri ustalarından biri olan Suphi Hindiyerli Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan İnsan Hazineleri arasındadır. Bu veriler Mardin’in şansını diğer illere kıyasla kat kat arttırmaktadır. Mardin hızlı hareket eder elindeki verilerle iyi bir dosya hazırlarsa UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na 2021 yılında katılarak Mezopotamya Tur Rotasındaki UNESCO halkasını tamamlayabilir.  Daha az hazırlıklı olunan bir konuda ısrar edilmesi durumunda Mardin’in UNESCO hayali 2023 yılına kalır.

Sağlıcakla kalın.

 



YAZARLAR