Bugün, 19 Ocak 2021 Salı

Nesrin Bulat


KORKU MASALI

KORKU MASALI


Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde... Zaman diyorum da "zaman", ezerek büyütmüş bizi.  Büyük bir güçle kor gibi yanan cesaretimiz giderek solmuş. İsteklerimiz, arzularımız küçüle küçüle yok olmuş. Arsızlık sayılmış istemenin adı. Arzular ayıp, hak aramak en büyük suçmuş. Ne zaman hayal kurmaya kalksak sonunda sert bir zemine çarparak canhıraş uyanmışız. Hadım edilmiş düşlerimiz. Doğruları söylemenin cezası neredeyse dünyanın her yerinde "Dokuz köyden kovulmakmış."

Bütün bu yaptırımlardan gücü tükenen, azmi törpülenen kısacası korkan ve yenilen çok insan olmuş. Hatta onları korkutanlar bile kendinden daha büyük güç sahiplerinden korkuyormuş. Gücü gücüne yetene bir savaş başlamış.  Bununla ilgili üç aşamalı bir piramit çizilse en korkaklar en altta, aradaki katta kendinden güçsüzü korkutan kendinden güçlüden korkanlar yer alırmış. En üstte mi? Herkesi korkutanlar yani kimseden korkmayanlar diyorsunuz öyle mi? Mantık öyle olmalı diyor evet, ama en üstte en alttakilerden daha da korkakları varmış. En üsttekiler, ilginç bir biçimde güçlerini korkularından alıyorlarmış. Bunlar, kendilerinden, başkalarından, sahip olduklarını yitirmekten, rüyalarından, sağlıklarından, sevdiklerinden  neredeyse gölgelerinden bile kuşku duyacak kadar korku dolu insanlarmış. Korktukça piramidin alt kısımlarına baskı uyguluyorlar kendilerinden mevkice aşağıda olanları korkutuyorlarmış. Korkutma işini o kadar ileri götürmüşler ki ekmekleriyle bile tehdit etmekten geri durmamışlar onları. Orada bulunan zavallıları tüm isteklerinden, hayallerinden vazgeçirdikleri yetmezmiş gibi doğruları söylemelerine karşılık ağır cezalar biçmişler. Zamanla dilleri bir işe yaramaz olmuş çünkü doğruyu söyleyecek sesleri kısılmış. Kalpteki cesaret sönünce  gözlerin ışıltısı da sönmeye yüz tutmuş. Kalpleri de işe yaramaz olmuş gerçekleri göremeyen  gözleri de.  E hal öyle olunca da yanlış olan her şey doğru gibi kabul görmeye başlamış. Herkesin birbirini kandırdığı, kazıkladığı bir dünyada yaşamak kaçınılmaz olmuş.  Oysaki cesaret, küçücük bir cesaret kıvılcımı bile binlerce korkuyu tutuşturabilirmiş. Azıcık sorgulama kapasitesi her şeyi çözebilirmiş. İnsan insana niçin kulluk etsin bir sor be adam, insan insandan niçin korksun? Sordukları an gerçeğe en yaklaştıkları an olabilirmiş ama onlar sormayı da pek çok şey gibi unutmuşlar.

Öyleymiş böyleymiş derken korku,  insanların iliklerine kadar sinmiş. Hadi atasözü yaratalım bununla ilgili ben başlıyorum. Bıraktığım boşlukları siz tamamlayın: Bir kez korkan bin kez korkar. Korku, mantığı ve sorgulama gücünü yok eder. Korku korkuyu doğurur. İnsanın en büyük korkusu, kendi olarak sevilemeyeceğinden yanadır, bu yüzden insan başkalarının yanında binlerce maske takarak dolaşır. Korkunun en masum ama en tehlikeli yanı boyun eğmesidir. En çok korkan en çok korkutmaya çalışandır. Artık sizde. Ciddiyim yorumlarınızı bekliyorum. Korku üzerine düşünün ve konuşun.  Belki birlikte aşarız korkularımızı. Masallar iyi biter sonuçta bu da bir korku masalı. Hadi   bekliyorum iyi bitsin masalımız



YAZARLAR