Bugün, 12 Temmuz 2020 Pazar

Nesrin Bulat


Hayat ödeyemediğin borçlar yüküdür bazen, Ölümünse zerre umrunda değildir kalan borcun.

Hayat ödeyemediğin borçlar yüküdür bazen, Ölümünse zerre umrunda değildir kalan borcun.


Hayat, ödeyemediğin borçlar yüküdür bazen. Kötülere kin bilenirken iyilere borç yüklenirsin. Karşılıksız da olsa iyilik, yani karşılıksız diye öğretilmiş olsa da, içinin çoğu kez bir hesaplaşma isteği vardır, minnet duymak gibi mesela. Peki, borcunu ödeyemeyince ne hissedersin?

Hepimizin kişilik yapıları farklı olsa da ben kafamdaki standart iyiye göre cevap vereyim bu soruya: Borcunu ödeyememek şişirir insanı. Utanç verir bir kere. İleri götürüp tüm hassasiyetimle yanıt veriyim mi? Gerçekleşmeyen doğa kanunu gibi bir şey olarak görürüm ben bunu. Tüm şartları uygunken açmayan gülün şımarıklığı gibi, vakti dolunayken hilal halinde kalmaya direnen ay gibi; müzik kulağı, piyanosu, eğitimi varken tuşa gitmeyen parmakları gibi bazı insanların... Borç bu denli rahatsız edici benim gözümde. E, ödeyip rahatlamalı öyleyse değil mi? Bunun da yazısı yazılır mı ki hiç? Bazı hesaplar hep açık kalır sen ödeme niyetinde olsan bile. Bazen de ne doğanın ne insanın adaleti yeter ödeşmeye...

Senin benliğini, varlığını sömürenler, sende travma sebepleri yaratanlar bu dünyadan göçse de arkalarında bıraktıkları veresiye defterlerini kapatacak kimse olmadığından alacağıyla birtakım borçlarını kapatıp beş çocuğuna, yaklaşan kış için mont almayı uman ama alamayan bir baba gibi çaresiz kalırsın. Bu, vakitsiz çekip gidenle karşılaşmayı, çarpışmayı, hesaplaşmayı beklemiştin oysa... Demek ki borç alıp vermek gibi bazı hesapların da bekletilmemesi gerek.

Peki, ya birisi çıkıp da onun hayatı için travma sebebi olduğunu söylese. Atıyorum, bu hayatta hatırladığım ilk şey seninle ilgili ve onu unutamıyorum dese. Ya da ne bileyim, senin için üzerinden iyilik ve sevgi akan zamanı, o tırnak tırnak kazısa içine, yıllar sonra ağulu ağulu dökse dudaklarından. Kötü hissettiniz kendinizi değil mi? Ben olsam hissederim. Ne birinin travması olmak isterim bu hayatta, ne de iyilikle geçirdiğimi sandığım zamanın birinin duygu dokusunu bozmasını isterim. İşte  içinden çıkamayacağımız hesaplar olsa olsa buna benzer durumlardır.

Bir İnsandan para, eşya ya da mal olsa aldığın ödersin? Hadi aldığın emeği, özveriyi, zamanı, iyiliği, çocukluğu, sevgiyi, ömrü öde!Ödemeyecektin niye aldın? Bilmez misin ömür fazla borçlanmak için kısa, hem de kıpkısa. Ömrünün sonlarına gelmiş ve öleceğini bile bile banka kredisi almış bir adam gibi hesabı kapatmadan çekip gittin. Adeta  "Dünyaya son kazığım." der gibi gittin. Ama karşındaki ne bitmez tükenmez bir banka, ne de arkandan ilenmeyi ölümünle ödeşip kesecek kadar sabır  dolu bir insan. Hatta ölümün daha da alevlendirecek onu. Düşünsene yıllarca verdiği sabrın, zamanın, iyi niyetin çeyreğini bile kara toprağından alamayacak.

Zorlama bir ana düşünce vereyim mi? Para dışında borç alma insanlardan,ırzını, namusunu, sesini, güzelliğini, azmini... ne bileyim yerine konamayacak hiçbir şeyi alma kimseden çünkü aldığın yerde büyük öfkeler, boşluklar, nefretler yaratırsın ama gittiğin yere sadece "Kendi ateşini götürürsün." Dememiş mi Koca Pir:

"Cehennemde ateş olmaz nar yoktur
Herkes ateşini kendi götürür."

 



YAZARLAR