Bugün, 5 Mart 2021 Cuma

Semih Hocaoğlu


Ekonomik Seyrusefer

Ekonomik Seyrusefer


Çeşitli manevra ve ayak oyunlarıyla unutturulmak istenen onlarca konudan biri olan ekonominin ülke gündeminden çıkması mümkün görünmüyor . Zira kemiklere kadar işlemiş , kangren olmuş bu sorun.

Bu akşam para piyasasının kapandığı son rakamlarla birlikte kaçınılmaz olan akaryakıt zammı da hiç gecikmedi .

9 lirayı bulan Euro ile birlikte yakın geçmişte ;

" dolsa ne olur, dolmasa ne olur " şeklinde alaycı sözlerle ifade edilen ve " 5 lirayı geçerse herkes yüzüme tukursun " dedirten doların da 7.5 lirayı asmasıyla birlikte benzine 28, motorine 25 kuruş zam hemen devreye girdi.

Hadi hayırlısı ....

TL'nin ne hallere düştüğünü bir kez daha görünce ; paranın değeri , ekonomik iniş çıkışlar ve çeşitli çalkantıların yaşandığı dönemlere bir gezinti yapma isteği oluştu bir anda.

Önce dedelerimizin yaşadığı, babalarımızın bize anlattığı 1920/30 yıllarına ait ekonomik koşulları en iyi şekilde tarif eden ve günümüzde hala bir derbimesel olarak kullanılan " ARBİN BAYDA İP TİMİN U TİMİN MEFİ " deyişini anımsadım .

ARBİN. : 40

BAYDA. : Yumurta

TİMİN. : Şimdiki 1 kuruştan daha küçük

zamanın para birimi

Mealen ;

" Bir TİMİN'e 40 adet yumurta alabiliyorsun ama ; herkeste o para yok ki "

Birkaç yıl sonra bir oğlağın 2.5 liraya alıcı bulamadığını anlatırdı babalarımız .

Demek ki ; çiftçi ve köylü kendince üretimini yapabiliyor , ancak alıcısı yokmuş .

İnişli çıkışlı ekonomik gelişmeler sonrası ; nisbi bir iyileşme ve istikrarı yakalama sürecinin belirginleşmeye başladığı 70'li yıllara gelindiğinde ; Ecevit'in işçi-emekçi-köylü- üretici ekseninde yürüttüğü ekonomik politikalar, toprak isleyenindir sloganı ve toprak reformu çalışmaları ; emperyal güçler himayesindeki sermayeyi rahatsız etmesiyle üretim azaltıldı , kuyruklar ve karaborsa devri başlatıldı . Ecevit'i yıpratma amaçlı ;

Tüp kuyrukları ,

Gaz kuyrukları ,

Şeker kuyrukları ,

Yağ kuyrukları oluştu.

Cebinde parası olmasına rağmen vatandaşlar ya saatlerce kuyruklarda beklemeye veya değerinden fazla bir ücretle satın almaya mahkum edildi .

Bu kez eskinin aksine para vardı ama mal yoktu.

80 sonrası uzun süre yaşanan ara rejim dönemi bitip, normalleşmeye doğru atılan adımlarla tarım, sanayi, gıda ve nakliye sektörleri ile yakalanan ivme Türkiye'yi kendi kendine yetme noktasına yaklaştırdı.

Yazar kasa ve anayasa kitapçığı fırlatma olaylarıyla yaşanan yönetim krizinin neden olduğu erken seçim bugünlere gelişimizin başlangıcı oldu.

100 yıl önce parası olmadığından , 45 yıl önce parası olduğu halde ihtiyacını karşılayamayan vatandaş ; hem parası olmadığı , hem istediğini bulamadığı için yokluklar içinde yaşayacağını nereden bilebilirdi.

Birkaç yıllık cicim yılları sonrası ; tarımsal üretimden, endüstriyel üretimden vazgeçerek mirasyedi bir zihniyetle tüketime dayalı , gösteriş ve şatafata yönelik bir ekonomik politika ile bugünlere gelindi. Cumhuriyetin tüm getirimleri yandaş ve Candaşlara rant yaratmak için satıldı .

Mutlu azınlığın lüks içinde , mutsuz çoğunluğun sefalet içinde yasama dönemi başlatıldı .

Açlık sınırı altında maaş alan emekliler, asgari ücretliler onur ve yaşam mücadelesi vermeye başladı .

Çocuğuna istediği pantolonu , okul kitaplarını alamayan babaların intihar haberleri biri birini izledi.

Maliyet fiyatları altında ezilen çiftçiler perişan olarak ekimden vazgeçti.

Kepenk kapatan esnaf banka ve icra borçlarına yetişemez oldu.

Neden olduğu hala anlaşılamamış ithalat politikalarında ısrar ederek ; samana varıncaya kadar ithal eden bu zihniyetin kendi çiftçisinden 1850 liraya almadığı buğdayı 2350 liraya ithal etmesinin mantığını bilen yok.

Çoğaltılması mümkün olan bu olumsuz tablonun tüm detayları gözler önündeyken ; fiziği, kimyası, psikolojisi bozulmuş vatandaşın aklıyla alay eder gibi ortalığı toz pembe gösterme çabaları tüm hızıyla aksatmadan devam ediyor .

TUİK'in açıkladığı ama kimselerin inanmadığı enflasyon ve işsizlik rakamlarına rağmen ;

" Türkiye hızla büyümeye devam ediyor "

Uluslararası Kredi Değerlendirme Kuruluşları peş peşe yaptığı açıklamalarla Türkiye'nin notunu boyna düşürürken ; Tanzanya, Uganda, Ruana, Kenya ile aynı ligde gösterirken ;

" Bizim için yok hükmündedir. Batı bizi kıskanıyor . Büyümemizi engelleyemezler "

Vatandaşlara çağrı yapıp IBAN göndermesine rağmen ;

" IMF bizden borç istedi, verin dedim "

Merkez Bankası’nın müdahaleleri , ikide bir faiz düşürme istekleri karşısında bile TL'nin hızla değer kaybı önlenemezken ; dolar 7.5 TL. Euro 9 TL olmuşken ;

" Dış güçlerin ve içerden şer güçlerin işidir "

" Ezanı susturamazlar "

" Bayrağı indiremezler " söylemleri bir tükenmişlik sendromu olabilir mi ?

    



YAZARLAR