Bugün, 11 Temmuz 2020 Cumartesi

Gülüş Teke


Belki bir gün

Belki bir gün


Birgün şu küflü dünyadan kaçabilirim, aklımı susturup geride kalan gölgemi
yakapaca, dövebilirim.
Tek bir cümlenin ucunda sallanan hayatımı bir çırpıda kopara bilirim...
Dostuna, bunları söylendiğinde,
dostu birden irkildi, onun içinde olduğu durumu sezinlemeye ve bir anlam vermeye çalışıyordu.
Ona bu sözleri söyleten şey onu ele geçirmiş, bir duygu girdabı olmalıydı.
Kolay kolay pes etmezdi, dostunu iyi tanıyordu.
Ne oluyorsun kuzum!
Bu ne karamsarlık!" diyebildi. Sonra, tepkisini ölçmek için başını kaldırıp dostunun yüzüne baktı, yüzündeki belirsizliğin izini sürmek niyetindeydi.
Ama seyrettiği yüzde kayıp oldu.
Acının bir haritası çizilebilseydi şayet buyüz tam bir kılavuz olabilirdi.
Alnındaki derin çizgiler yürüdügü yolların ayak izleriydi sanki.
Yorgun yüzü, mimikleri zor bir hayatın tevsiri gibi gözüktü gözlerine.
Bakışları gördügü suretlerin bıkkınlığı içindeydi, uzun kirpilerine tutunan hayalleri kırık dökük bir virane...
Yüregi dipsiz kuyu olmalıydı.
Belki kopan ipi onu bu derinlikte bırakmıştı, kimbilir.
Uzaklara dalan gözleriyle şöyle dedi.
Çok yorgunum.
Yorgunluk onda bir kaçış olarak tezahür ediyor olmaydı, evet dünyadan kaçmanın tek yolu ölüm kapısını aralamaktı.
Dostu kapının eşiğinde durmuş kapıyı aralamaya niyet etmişti.
Belki bu kapıyı henüz kiliti bulacaktı, belki de, bu kapı ona ardına kadar açılacaktı.