Bugün, 12 Temmuz 2020 Pazar

Gülüş Teke


Ayak Sesleri

Ayak Sesleri



İçindeki gergin yay koptuğu an oturduğu yerden fırladı.
Onun için yeryüzünün olağan düzeni bozulmuştu sanki.
Kötü anıların, onu merak duygusuna sürüklediğini biliyordu.

Şiddetle yağan yağmura aldırmadan, sadece yürüdü yürüdü.

Çamurlaşan toprak yoldaki, su birikintisinin içinde yüzen ağaç yaprakları,ona bir şeyler anlatır gibiydi.

Yağan yağmur kalıbı bozulmuş kasketinden süzülüp, yüzünü her ıslattığında,soğuk bir ürpertiyle irkiliyor, biraz daha geriliyordu.
Bütün kederini, yıkılmışlığını, ütüsü bozuk ceketinin cebine sıkıştırmış, gidiyordu.
Dışardan duyulmayan bir cız sesi duydu yüreğinin derinliklerinde.

Düşünmekten yorulduğu,yığınla ayrıntı geçiyordu o an zihninden.
İçindeki belirsizliğin, dik yokuşlarından aşağıya nasıl yuvarladığını izledi bir süre.
Gördüğü bütün nesneler yağmurla birlikte evren denen, o uçsuz bucaksız denize doğru akıp gidiyordu sanki.

Tüyleri ıslak bir kedi miyavladı yol kenarında, bir karga uçtu karşıdaki ağacın dalından, sessizlik bozuldu birden.

Kerpiç evin ışıkları sönüktü, ahşap avlu kapısının ise menteşelerinden biri düşmüştü, yorulmuş olmalıydı onu yıllarcaayakta tutmaktan, içeri girdiğinde, ilkin ihtiyar dut ağacının kurumuş dalları sonrada, evin içinden sızan derin ve buharlı bir sessizlik selamladı onu.

Bahçedeki kuyunun ipi kopmuştu, tıpkı onun bildiklerinin kopuk ip gibi.
Evet, oradaydı tahta takunyalar, her gece rüzgârlar sanki bu tahta takunyaları giyip,kâbuslarının damında yürüyordu.

Çocukluğunda gördüğü en korkunç şeydi bunlar.

Heybetli babasının ayaklarının altında inleyen eskimiş takunyalar şimdi azat edilmiş iki ağaç parçasından başka bir şey değildi.



YAZARLAR