Bugün, 5 Mart 2021 Cuma

Nesrin Bulat


ANLA ARTIK

ANLA ARTIK


Ölüp de ölmemen bundan sanırım,              

Dünyaya bıraktığın ize de bak:

 Benim soyka aklım!

Yarım akıllı bir bulut gibi

Mevsimsiz, sınırsız kalışım

Yaz ortasında üşüyen gülüşüm

Kış ortasında yanan bağrım

Kaç kez öldürdüm seni. Binlerce parçaya bölüp savurdum uçurumlara.  Kaşını, saçını iplik iplik... Yine de soğumadı yüreğim.  "Birini öldürebilir misin ?" diye sormuştu bir zamanlar mavi gülümsemeli bir kadın. Düşünmedendi "Yok." deyişim. Öldürebilirmişim oysa. Nasıl oluyordu da bu kadar ölüme rağmen hayatta kalıyorduk her birimiz. Acı ve hırpalayan yazgımıza rağmen. Dur, sen hemen üstüne alınma. Senin ölümün de hayatta kalışın da başka sebeplere bağlı,hem de bambaşka...

Bir sabah, uyanıyorum mesela sokaklara yaz mevsimine ait olgun meyve kokuları sinmiş. Bulutun sağanak göz yaşları kavruk toprağı güldürmüş. Yanlış mevsim be hey sevdalı bulut,  sen baharda mı sandın kendini? Yoksa giden sevgilinin ardından mı ağlarsın? Mevsimleri hatırlasan da unutsan da giden gitmiş. Sende bıraktığı tahribat bir yarım akıllı olman pahasına, öyle olmasa karışır mıydı mevsimler böyle? Kalkıp da kararmış içini bahar ayları dışında salar mıydın yer yüzüne?

İşte, ölüp de ölmemek senin için bu sanırım. Dünyada bıraktığın iz: Benim soyka aklım. Yarım akıllı bir bulut olup mevsimsiz, zamansız, sınırsız kalışım. Yaz ortasında üşüyen gülüşüm, kış ortasında yanan bağrım.

Ya sen ey okuyucu, bu yazıyı basit bir aşk hikayesi mi sandın?Hem öyle hem değil. Katiline aşık her maktul gibi intikam dolu içim. Gördüğüm ilk yerde diyorum ama kesici filan kullanmadan tırnaklarımla... Gecikmiş adalet de eksik adalet de adalet değil, diye düşünüyorum. Bu bir aşk hikayesi değil okuyucu... Bir iyilik kötülük hikayesi.  O yüzden zaten... Onun gibi kötü olmak istemeyişim. Onu yok etmeye kalkışım...

Kötülük kolay, diyen birilerine; iyilik daha kolay diyen bir ses bulunur elbet. Herkese kolay gelen en iyi bildiği yoldur sonuçta. Ben artık canımın tüm yanmalarına rağmen kötülere de saygı duymaya kararlıyım. Kınadınız mı bu sözlerimi? Beni hiç anlamamışsınız meğer. Kolay mı, diyorum toplum dışına itilmek, sevilmemek, kabul görmemek; cehennemi göze almak. Ben kötüye saygı duyarken kötülüğü övmüyorum, kötü olmayı asla istemiyorum ancak kötü bir yürekte yanan eylem gücü iyi bir yürekte yok diyorum. Kötülük aktif, iyilik pasif diyorum.

Siz, bir kötüyü yakından tanıdınız mı hiç? Ailenizden biri mesela ya da arkadaşınız, eşiniz, sevgiliniz? Yok mu? Yok, deyişinize sadece gülüyorum. Kendi içinizdeki kötü ne olacak peki?

Kaç kez öldürdüm seni içimdeki ey kötü, bana çok benzeyen saçını, kaşını iplik iplik yolup savurdum uçurumlara yine de soğumadı yüreğim. Öldürdükçe dirildin inadıma.

Niyet, niyet. Önemli olan niyet... sen içindeki kötülüğü yok etmeye çalıştın, deme bana. Ben bu dünyada niyetin kazandığını hiç görmedim. Züğürt tesellisi gibi bir şey niyet, dediğin. Dünya, niyetle değil eylemle dönüyor artık anla.



YAZARLAR