Bugün, 12 Temmuz 2020 Pazar

Ali Taner Çalık


Anayasa ve Yargı

Anayasa ve Yargı


Dünyadaki birçok ülke gibi bizim ülkemiz de anayasanın ve hukukun üstünlüğünü kabul etmektedir. Fakat nedir bu anayasa? Örgütlenmiş bir toplumda devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama erklerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların hak ve ödevlerini, özgürlüklerini saptayan ve düzenleyen, yasa sıralamasında en önde gelen ve aksine kanun çıkartılmayan yasa, anayasadır. Biz ise bu yazıda anayasanın yargı kolunu inceleyeceğiz.

       Öncelikle yargı kolunu incelemek için yargı nedir? Bunu bilmeliyiz. Yargı bir yetkidir ve anayasamızın 9’uncu maddesine göre, “yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır”.

    Yargıyı,  “organik anlamda yargı” ve “fonksiyonel anlamda yargı” olmak üzere iki bölümde incelersek doğruyu yapmış oluruz. Organik anlamda yargı dediğimiz şey, basit  yargı organı olarak bildiğimiz bağımsız mahkemelerdir. Bu ölçüt yargı organının devlet yönetiminde kullanılan diğer temel kuvvetlerden yani yasama ve yürütme organlarından ayıran en net ölçüttür.

       Bağımsız mahkemeler ise, Türkiye Cumhuriyeti içerisinde bulunan mahkemeleri ifade eder. Buradaki “mahkemeler” kelimesi çoğul oldukları için tek başlarına “yargı organını” kendi içlerinde ise, “organlar topluluğunu” ifade eder. Ancak yargı organının yasama ve yürütme organlarından tek ayırt edici özelliği yoktur. Yargı organının diğer bir ayırt edici özelliği bağımsız mahkemelerden oluşmasıdır. Bağımsız mahkemeler ise hiçbir organ, makam, merci veya kişi tarafından yargı yetkisini kullanırken kendilerine emir ve talimat verilemeyen, genelge gönderilemeyen, tavsiye ve telkinde bulunulamayan (m.138/2), kararları yasama ve yürütme organlarını bağlayan, kararları bu organlarca hiçbir surette değiştirilemeyen ve yerine getirilmesi geciktirilemeyen, (m.138/4) görevlerinde bağımsız (m.138/1) ve teminatlı hâkimlerden (m.139) meydana gelen kuruluşlardır

         Yargı organının temel özelliklerinden ve niteliklerinden bahsettik. Şimdi ise yargı organının ikinci kolu olan yargı fonksiyonundan bahsedelim.

       Yargı fonksiyonu yani “fonksiyonel anlamda yargı”; Bağımsız mahkemelerin, hukuki uyuşmazlıkları ve hukuka aykırılık iddialarını kesin çözüme ve karara bağlayan fonksiyondur. Yargı fonksiyonunun çok önemli ve kesinlikle bilmemiz gereken iki önemli özelliği vardır

    Bunlardan ilki bağımsız olmasıdır, yani bağımsızlık niteliğine sahip olmayan bir organının hukukî uyuşmazlıkları ve hukuka aykırılık iddialarını çözme ve karara bağlama yolundaki faaliyetleri yargı fonksiyonu olarak kabul edilemez.

         Yargı fonksiyonunun diğer önemli özelliği ise, kesin hüküm vermesidir. Burada önemli olan kesin hüküm verme yetkisini şu şekilde tanımlayabiliriz; yargı fonksiyonunun hukukî uyuşmazlıkları kesin bir biçimde, yani artık aksinin hukuken iddia edilemeyeceği bir biçimde çözümleyen ve karara bağlayan bir devlet fonksiyonu olmasıdır.

     Hukuk dilinde buna “kesin hüküm (kaziye-i muhkem)” denir. Kesin hüküm verme yetkisine sahip olmayan bir makamın kararı, yargı kararı olarak görülemez. İdare organları çeşitli usullerle uyuşmazlıkları çözümleyebilirler. Ancak idare organlarının bu yolda verdikleri kararlar kesin hüküm oluşturmazlar. Yani ilgili kişi bu kararlardan memnun kalmazsa bunlar aleyhine idarî yargı organlarında dava açabilir. Zira Anayasamızın 125’inci maddesine göre, “idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır”.

 

   Yani yukarıdaki tanımlamalara ve açıklamalara bakarak yargının bir devlet için ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz. Yargı organı doğru, dürüst ve tarafsız olarak çalışmayan bir devlette hukukun üstünlüğünden bahsedilemez. Tam da bu yüzden hukuk devleti olmak için yargı organlarımızın güçlü, tarafsız ve bağımsız olması çok önemlidir. Yargı yönünden eksik kalan bir devlet sakat bir devlettir. Eğer yargıyı bu şekilde tanımazsak, yasama ve yürütme organlarımız da  devletin işleyişinde ve sosyal hayatın gidişatında sayamayacağımız kadar usulsüzlük, hukuka aykırı fiil, amaçlarından sapan iktidarlar ve siyasetçiler, dernekler, siyasi partiler, devlet büyüklerinin kendi menfaatlerine çalışması, belli sınıfların kendini halkın geri kalanından üstün tutması, özgürlüğümüzün kısıtlanması, eylem hakkımızın elimizden alınması,   rüşvet, insan kayırma ve yolsuzluk gibi hatta daha sayamadığımız onlarca hukuka aykırı fiilin başımıza gelme olasılığı yüksektir.

          Bu nedenle bizden sonraki nesillere, küçüklerimize ve bilmeyen büyüklerimize yargının ne denli önemli olduğunu anlatmamız ve öğretmemiz gerekir.  Yukarıda söylediğimiz gibi bağımsız ve tarafsız bir yargıdan mahrum olan bir devlet sakat bir devlettir.

 



YAZARLAR