Bugün, 15 Temmuz 2020 Çarşamba

Semih Hocaoğlu


?Çılgın Proje? ve ?Aklı Başında Proje?

?Çılgın Proje? ve ?Aklı Başında Proje?


Alıştığımız üzere; büyük bir hızla değişmekte olan ülke gündemi son birkaç gündür bir zamanların Çılgın Projesi olan KANAL İSTANBUL...
2012 yılında ortaya atılan ve sanki unutulmuş olan bu proje ne oldu da bir anda hatırlanıp gündemin birinci maddesine oturdu? İktidar ve muhalefeti karşı karşıya getirip; bir tarafın " isteseniz de istemeseniz de yapacağız" diyerek bastırması, diğer tarafın " kesinlikle yaptırmayız" diyerek proje ortaklığından ayrıldığını bildirmesi bu hamurun çok su götüreceğini gösteriyor. Bu konuda etkin ve yetkin kişilerin ön görülen bu projenin olumsuzlugunu dillendirmesi ve gerçekleşmesi halinde koca İstanbul´un hatta ülkenin büyük zarar göreceği iddasina kamuoyunun da destek vermesi konunun vehametine işaret ediyor.
Gündeme bu günlerde gelmesi zaman ve zemin açısından oldukça manidar olan ; uzmanların ve bilim adamlarının " özürlü " bulduğu Kanal İstanbul Projesinin maliyeti, stratejik önemi ve beraberinde getireceği iddia edilen olumsuzluklara rağmen iktidar tarafından savunulması ve mutlaka yapılacağının sert bir üslupla ifade edilmesi bircok siyasi polemiği de beraberinde getiriyor.Laf aramızda; bu işin bazı devletlerin baskısıyla yapıldığını dillendiren bile var.
Bu anlattıklarını kaç gündür televizyonda gazetelerde bol bol dinliyoruz diyen arkadaşları duyar gibiyim. Doğru ; konumuz tam teşekküllü hastanelerden sağlıklı rapor almış ve" aklı başında " bir proje kaderine terk edilmişken, özürlü olduğu kanitlanmis bir
" çılgın " projenin tartışılıyor olması ve gündem olusturmasidir.
Evet...
Bir tarafta ; ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz görmezden gelinerek beraberinde bir sürü olumsuzlukları getirecek olan akıllara ziyan Kanal İstanbul, diğer tarafta Türkiye´nin çehresini değiştirebilecek zenginlikte ve nitelikte GAP...
Kanal İstanbul´un gerçekleşmesi halinde;
- Türkiye için bir koruma kalkanı niteliği taşıyan Montro Antlaşması delinmiş olacak,
- 17 milyon metre kare sit alanı olumsuz etkilenecek,
- Finansmanin karşılanması için 82 milyon kişiye ek vergi yükü gelecek,
- İstanbul´un %28´lik su ihtiyacı karsilanamayacak,
- 200 binden fazla ağaç kesilecek,23 milyon metre küp orman alanı yok olacak,
- İstanbul Buyuksehir Belediyesine 23 milyar liralık ek maliyet binecek,
- 136 milyon metre kupluk tarım alanı yok olacak,
- Doğal denge bozulacak, balıkçılık yok olacak,
- Kullanılacak yaklaşık 15 ton patlayıcı deprem riskini arttıracak,
- Bol oksijenli su zarar görecek, Karadeniz´de tuzlu su miktarı artacak,
- 50 yılda çıkabilecek oranda 2 milyar metre küp hafriyat çıkacak
Bu projeye harcanacak parayla ;
- 150 yataklı 1650 hastane yapılabilir
- İstanbul´un tüm okulları yeniden inşa edilebilir,
- İstanbul´da deprem riski taşıyan binalar yeniden yapılabilir,
- 9 adet Marmaray inşa edilebilir.

Bir zamanlarin gulen yüzü ve ülkenin geleceği olarak tasarlanan yakın tarihin en büyük projesi olan GAP ise yarım asırdır bitmeyi bekliyor. 70´li yıllardan beri gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin ihmaline ugramis, adeta ağlayan yüze dönüşmüş bu devasa proje şimdilerde ise adeta unutulmuş gibi. İktidar hükümeti bu projeyi yok sayıp bir an önce tamamlanması için hiçbir gayret içinde olmazken; aynı ilgisizlik muhalefette de gozlenmekte. Başta bölge milletvekilleri olmak üzere hiçbir kanaldan dikkatlerin oraya yönelmesi için bir talep, bir çalışma gormuyoruz.
Projenin başlamasından bu yana gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin yeterli ilgiyi göstermediği, zamanında bitmesi için ciddi bir gayret içinde olmadığı gözlenirken; 2000´li yıllarda hükümet olan AKP´nin ilgisi çok daha az oldu. Aslında sebep-sonuc iliskileriyle bakıldığında; başta bölge insanı olmak üzere, tüm ülkenin etkilendiğini görürüz.
Su kanallarınin bir türlü bitirilip alanlara ulaşmaması ciftciligi büyük ölçüde olumsuz etkilerken kirsaldan kente oluşan göçler bir taraftan yaşam tarzını erozyona ugratti diğer taraftan üretici olan kesimin tuketici duruma düşmesine neden oldu. Ektiği arazisini sulamada zorluk çeken çiftçi, yeraltı su kaynaklarinin azalıyor olmasına rağmen açtığı sondaj kuyulariyla bu ihtiyacını gidermek isterken; gübre, mazot, ilaç giderlerine ek olarak kullanmak zorunda kaldığı elektriğe gelen yüklü faturalarin altından çıkılamaz bir durum yaratması kayip-kacak sorununu da beraberinde getirdi.
Oysa gereken ilginin görmesi ve yeterli kaynağın aktarılmasıyla zamanında tamamlanmış olan GAP sayesinde; başta elektrik sorunu olmak üzere birçok sorun kendiliğinden çözülmüş olacakti. Bölgenin yaşam damarları olan tarım, hayvancılık ve nakliyecilik canlılığını korur, bölge insanının üstündeki ölü topragi yok olurdu.
Yazının basinda Çılgın Proje Kanal İstanbul ile ilgili tabloyu verdikten sonra Akli başında GAP için ayrılan ödeneklerin de yıl yıl miktarlarını içeren listesi incelendiğinde bir kez daha düşünme ihtiyacı duyacaginizi sanıyorum.
Son 20 yılda GAP´in ödenekleri ;
Eski parayla
1998 1 katrilyon 302 trilyon
1999 1 katrilyon 65 trilyon
2000 1 katrilyon 537 trilyon
2001 689 trilyon
2002 849 trilyon
2003 815 trilyon
2004 818 trilyon
2005 20 trilyon
2006 25 trilyon
2007 24 trilyon

İşte çılgına ve aklı başında olana verdigimiz deger.



YAZARLAR