Bugün, 12 Temmuz 2020 Pazar

Rıza Müftüoğlu “İleri Bölücülük ve Çözüm Yolları” kitabında Erdem ailesini örnek verdi

Müftüoğlu Kitabında “Genpa Telekomünikasyon A.Ş ve Erdem Holding Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zeynel Abidin Erdem ile Alpaslan Türkeş arasında geçen diyaloğa yer verdi.”

         Rıza Müftüoğlu “İleri Bölücülük ve Çözüm Yoları” kitabında Mardin’in Savur İlçesinde, her dönem devlete yakınlıklarıyla tanınan  ve günümüze kadar  Savur Beyleri olarak bilinen Erdem Ailesine yer verdi. Müftü oğlu örnek olarak verdiği Erdem ailesine övgüler yağdırdı. Müftüoğlu “ İnsanlar kendilerine ait olanı korumak için mücadele ederler. Bu mücadele ve savaş sadece insanlar, hayvanlar veya bitkilerin kendi aralarında değil çoğu zaman kendi farklı âlemleri arasında da olur. Süreç böyle devam ederken canlılar, bu mücadele ve savaşı kan bağı gibi bağları olanlarla birlik olarak yaparlar. Bu yakınlığı belirleyen sadece kan, dil veya kültür yakınlığı olmakla kalmaz, aidiyet duygusunun oluşturduğu çemberin çapı büyüyebilir. Oluşan aileler, büyük ailelere, sülalelere ve daha büyük sosyal yapılanmalara dönüşür ve nihayet milletler oluşur. Günümüzde bölgesel güçler veya süper güçlerin koruma ve sahip olma hedefleri için de onları hareket geçiren amil farklı değildir.

     Bu kıran kırana, kıyasıya mücadelede mensup olduğu milleti büyütüp güçlendirmenin bir yolu da muarız olunan millet küçültüp güçsüzleştirmektir.

Türkiye bugün itibariyla “Batı”nın hep hedefi altında muarız bir ülkedir. Bu ülkede yaşayanlar da muarız bir millettir.

Türkiye ‘ye yönelik oynanmak istenen oyunlar da daha çok etnik ve inanç farklılıkları üzerinde olmaktadır.

   Halbuki tek ana dilden veya tek dini inançtan oluşan toplum ve bu arada millet yoktur. Aynı dili konuşan birden çok devlet mevcuttur. Keza aynı dine mensup çok sayıda millet ve devletleri de vardır. Bilhassa tarihi geçmişlerinde büyük devlet olabilmiş milletlerde bu hal çok doğaldır. Sosyal yapının bu özelliği millet anlayışlarındaki gelişmişliğe göre zafiyet olarak da görülebildiği gibi güç kaynağı da olabilmektedirler.

      Bunun içindir ki adil, çağdaş, demokratik, onurlu bir yaşamın paylaşılmasında, birlikte yaşama şuurunu ortaya koymak ve birlikte yaşama kültürünü geliştirmek zarureti vardır. Yeraltı ve yerüstü nimetleri kadar onun üzerinde yaşayanların kültürleri de ortaktır ve kutsaldır.

Toprağı vatan yapanların azizlikleri kadar, vatanı ebedi kılma amacı da azizdir.

İşte “ birlikte yaşama kültürü”, “birlikte yaşama şuuru” ve benzeri kavramlar büyüyen çemberlerle birlikte önem kazanmaya başlar.

 Biz, bu kitapta önce millet olma sürecini durduran ve bozulmasını temin eden ve dolayısıyla millet olarak birlikte büyük hedeflere yönelmeyi önleyen “ileri bölücülük” faaliyetlerinin, kültürel milliyetçilikle aşılması gerektiğini ortaya koymaya çalışacağız.

 Müşterek kültürümüzü genişletmeye, müşterek yaşama şuurumuzu aktifleştirmeye ve böylece istikbale uzanmanın lüzumuna işaret etmeye gayret edeceğiz.”  Genellemesini yaptı.

            Bir Örnek Olay : Erdem Ailesi

            Müftüoğlu, vatanseverlik ve milli duyguların kaynaşmasını anlattıktan sonra Erdem ailesini örnek verdi. Müftüoğlu kitabında Erdem ailesini örnek gösterirken Zeynel Abidin Erdem ile bir anısını da şöyle anlattı.”“Kültür birliğinin ve buna dayalı kültür milliyetçiliğinin bir sonucu “mensup olma duygusu”dur. Bunun bir ilerisi “hizmet etme duygusu”, bunun da ilerisi “her türlü tehlikeye rağmen yine de devlete ve millete hizmet etme aşkı”dır.

           Bu açılardan örnek verilebilecek oldukça fazla olaylar ve durumlar vardır. Çanakkale ve İstiklal savaşı dahil tarihten örnekler ve yakın tarihimizden de çok sayıda pasajlar mevcuttur.

           Kökenleri farklı isimlerle anılan ama Türk devleti ile kendi benliğini özleştiren çok sayıda önemli devlet mensupları, istihbarat elemanları, ordu mensubu insanlarımız vardır. Bu tür devlet görevlileri dışında kalan işadamı şahsiyetler de bulunmaktadır.

            Ben, devlette bir görevi olmayan sadece vatandaş olan iş adamları ile ilgili sadece bir örnek olay anlatacağım:

            Mardin’li Erdem ailesi.

            Bu aile 274. Sayfada belirtilen Arab-ı Müstaribe de olabilir. Arap da olabilir.

            Ben bu aileden sadece Zeynel Abidin Erdem’i tanırım.

        1990’lı yıllarda Başbuğ ile yapacağımız bir uçak yolculuğundan önce VİP salonunda uçağın kalkış saatini bekliyorduk. Rahmetli Başbuğ salonda Zeynel Abidin Erdem’i görür. Zeynel bey de Başbuğ’un kendisine baktığını görünce  hızla kalkarak yanımıza gelir. Başbuğ da hemen ayağa kalkar ve onu içtenlikle kucaklar. Ellerini Zeynel beyin kollarından ayırmadan sormaya başlar “ Nasılsın aziz kardeşimiz, iyi misin?  İşlerin nasıl?...” sonrasını duyamayız. Başbuğ Zeynel Abidin Erdem’i tekrar kucaklar ve Zeynel bey yerine döner.

         Yanımızdakilerden biri sorar : “Başbuğum çok yakın davrandınız bu iş adamına” der. Dolaylı olarak nedenini sormuş olur. Başbuğ bana döner ve sorar. “Rıza sen tanıyor musun?”. Ben “derinlemesine tanımıyorum ama Zeynel beyi biliyorum efendim” diye cevap verdim.

         Başbuğ hepimize döner ve şunları söyler: “Bu ailenin Türk devletine ve milletine hizmetleri çok fazladır. Bu insanları iyi tanıyın. Bunlar eli öpülesi insanlardır. Bunlara ve bunlar gibilerine saygıda kusur etmeyin. İş adamıdır ama devletine hizmet etmektedir. İşadamlarına ‘ işte para pul peşindedir diye’ önyargıyla yaklaşmayın. Her iş adamı bir değildir. Böyleleri çoğalmalıdır.

            Bu konuşmadan sonra

    Erdem ailesini biraz inceledim. Saddam dönemindeki Irak’tan tutun şimdi yazamayacağım oldukça çok önemli ülkelerle iş yapmış, önemli ilişkiler kurmuş ve bütün bunlardan elde ettiklerini Türk devletine dönemin iktidarlarına hizmet olarak sunmuş olduğunu öğrendim.

        Bunun içindir ki Kültür birliğine dayalı milliyetçiliğin daha da genişletilmesi, toplum üzerinde güçlü bir etki meydana getirmesi çok önemli olmaktadır. 

      Ülkemiz açısından söz konusu edilen kültür milliyetçiliğinde “Türk” sadece bir ırkın değil aynı zamanda ülkemizde yaşayan herkesin de müşterek adıdır. Türk kültürü ise sadece ülkemizde değil, Asya ‘da Ortadoğu ‘da da var olan ve özellikleri ile büyük coğrafyalarda hâlâ hakim özellikle taşıyan bir kültürdür.”  

YAZARLAR