Gazeteci, siyasetçi, iş adamı Münir Kilimci..
Mardin´den İstanbul´a uzanan bir asırlık hayat hikayesini anlattı.
Tarih: 18.1.2018 11:55:10/ 5214okunma / 0yorum

     

        Röportj:Mehmet Çelik..

         İstanbul´da Beysan Sanayi Sitesinde Resim Ofset´te anılarıyla bütünleşen ve yaşayan  Münir Kilimci ile söyleşi yaptık.

         Münir Kilimci, 1929 yılında Mardin´de doğdu. Genç yaşta Demokrat Parti  ilçe yönetiminde görev aldı. Süryani cemadatında önemli görevler yaptı.1960´lı yıllarda Mardin´de Yeni Mardin Gazetesini çıkarır. Yanında matbuat işleri. 7 Yıl  hurufat ile haşir neşir olur. Kalıplar, elle çevirip bastırılan tabldot bir gazete. Kaşe fotoğraf dönemi yani. İlde görev yapan üst düzey yöneticilerinin vesikalık fotoğraflarının kaşelendiği ve her habere aynı fotoğrafın kullanıldığı bir dönemden söz ediyoruz. Gazeteciliğin çok da  ayağa düşmediği, politize olmadığı dönemler. Biz sorduk Kilimci cevaplandırdı. 

       Münir Kilimci, arşivlerini, o dönemlerde yaptığı haberlerin kupürlerini, fotoğraflarını gösteriyor. Bazen yüzü gülüyor, bazen de hüzünleniyordu. Geçmişe dair hatıraların içine dalıp gittiğini, ara suskunluklarının  bundan kaynakladığını düşündüm.

        Sonra Resim Ofset tesislerini gezdik. Matbaacılıkta her aşamayı bilen yaşayan bir bilge edasında,  işleyişi anlattı. 90 kişinin çalıştığı dev tesisten çıkarken Kilimci “kirada oturuyorduk, sıkıntılı mal sahibi, kiracısını ev sahibi yaptırır derlerdi büyüklerimiz, yerinde bir söylem. Mal sahibi ile sıkıntı yaşayınca şu andaki yerimizi aldık.” Deyince gülüştük.

       Ve mütevazi bir büroda çaylarımızı yudumlarken sohbetimize, sorularımıza başladık

 Gazetecilik serüveni nasıl başladı..?

   Münir Kilimci derinlere dalıyor bir süre. Sonra biraz buruk biraz hüzünlü.

   1960 yılında Yeni Mardin Gazetesini kurdum. O zaman Mardin Sesi, Ulus Gazetesi ve Son Haber gazeteleri çıkıyordu. Ulus CHP´ yelpazesinde, biraz politikti. Diğer gazeteler memleketin sorunlarıyla ilgileniyorduk. Ulus Gazetesinin sahibi Sırat Boya idi. Siverekliydi. Biz, Mardin Sesi ve Son Haber gazeteleri ile o günkü imkanlar ölçüsünde  yarışıyorduk.

    Baskı durumu nasıldı? Yetiştirebiliyor muydunuz?

 Baskı hurufat dönemi. Tek tek harfleri dizerdik. Kalıplara yerleştirilirdi. 5-6 kişi ile çalışıyorduk. Zor bir dönemdi matbaacılık adına, gazetecilik adına. Eleman sıkıntısı vardı. Eleman yetiştirmede zorlanıyorduk. Gerçi şimdi de elaman sıkıntısı var. Hala yaşanıyor.

       Habercileriniz var mıydı? Haberleri nasıl topluyordunuz?

Kurumlarla aramız iyiydi. Çevremiz de güzeldi. O zaman  farklı bir habercilik anlayışı vardı? Yaralamalı trafik  kazası bile çok önemliydi. Yaptığımız haberlerden zevk alıyorduk. Gazeteyi camekâna astığımızda, gelip geçenler okurdu. Çarşı pazarda dağıtıyorduk. O dönemde Ulus ve Mardin Sesi Gazeteleri bizim haberleri kullanıyordu.

     Ben genelde şehir haberlerine önem veriyordum. Mardin´de yapılması gerekenleri yazıyorduk. Eksiklikleri yazıyorduk. Veysi Muharremoğlu baş yazarımızdı. Yazılarını takip edenler çoktu. Haberlerimiz  ses getiriyordu. Şimdiki gibi değildi.

       Yöneticilerle diyalogunuz nasıldı?

    Ben kendi adıma söylüyorum, yöneticilerle aram çok iyiydi. Vali, Belediye Başkanı  v diğer kurum amirleriyle samimi görüşmelerimiz vardı.  Biz, sıkıntılı bir dönemdeydik. Su yok, elektrik yok, yol yok. Çok ama çok eksiğimiz vardı. Düşünün gazeteyi basmak için matbaayı elle çeviriyorduk. Elektrik sıkıntısı büyüktü. Biz bu sıkıntıların giderilmesi ile uğraşıyorduk. Sokak lambalarıyla, mahalle aralarındaki çeşmelerle uğraşıyorduk. Bizim hedef kitlemiz bizi bu yöne çeviriyordu.

            Bugünkü Gazeteciliği nasıl görüyorsunuz?

         Gazetecilik kutsal bir meslek, kamuoyu adına, halk adına, hizmetleri sorguluyorsun, araştırıyorsun. Bir o kadar da zevkli  bir iş ve meslek. Ama geriye dönüp baktığımda bugünün gazeteciliği yozlaşmış bir görüntü veriyor. Gazeteci doğruları yansıtmalı, doğruları yazmalı, vatandaşın kafasını bulandıracak habercilikten uzak durmalı. Bu gün yalaka gazetecilik ön plana çıkıyor. Menfaat gazeteciliği,  siyasilerin güdümünde ve emrinde bir gazetecilik. İnandırıcı özelliğini kaybetti gazeteciler. Güvenilirliklerini kaybetti. Meslek yozlaştı. Yazık oldu. Oysa herkesin doğru habere, tarafsız gazeteciye, olayların üzerine giden gazeteciye bir gün ihtiyacı olacak. Tıpkı  hukuk gibidir gazetecilik.

           Mardin´de o yıllarda gazetecilik  yapmak zor muydu?

      Gazetecilik tarafsız yapılırsa her dönemde zorluğu var, riskleri var. Ama verdiği huzur da var. O dönemlerde yaptığımız haberlerden sıkıntı yaşadığımız olmuştur.

      Bir anınız var mı?

     O dönemin Valisi Bekir Suphi Aktan, şehir merkezinde tuvalet yok. Vali  4-5 gözlü bir tuvalet yaptırır. Ancak bir grup vatandaş tuvaletlere karşı çıkar. Vali ile bir görüşmemizde bu haberi yazmamı ister. Yaptırdığımız tuvaletlerin taşları kıbleye baktığı için bazı vatandaşlar tepki göstermiş. Müftü bey bana durumu izah etti. Bu nasıl bir anlayıştır der. Haber yapın lütfen der. Ben Süryani´yim, Hristiyan´ım, birlikte yaşadığımız Müslümanların inancına ve görüşüne saygı göstermem gerekir ve bu haberin bana sıkıntı yaratacağını söyledim. O dönemde Milliyet Gazetesinin de Mardin temsilcisiyim. Diyarbakır büro şefi olayı duyar ve “haber önemlidir neden yapmadın” der. Ben aynı gerekçeleri sıraladım. Haberi yapması durumunda imzamı kullanmamasını rica ettim. İki gün sonra haber milliyette imzam ile gazeteye girer. Tanıdıklar dostlar, sitem eder. Yemin billah haberi yapmadığımı söyledim. Müftü beyi ziyaret edip durumu anlattım. Hoşgörü ile karşılandı ama ben bir kaç gün ciddi anlamda tedirgin oldum.

           Yaygın basında çalışınca vatandaşın beklentileri artıyor mu?

     Elbette. Ben Milliyet, Cumhuriyet, Akşam ve Hürvatan gazetelerinin Mardin muhabirliğini de yaptım. Haberler ilk bize gelirdi. O avantajı yıllarca çok iyi kullandık. Hem yöneticiler hem de halk bize farklı bakıyordu.

                              İstanbul sevda mı? Yoksa zorunlu mu?

        İstanbul´a geliş zorunluluktan. O Yıllarda dünyada bir göç dalgası yaşandı. İş az, geçim zor, sıkıntılar büyük. Su yok, yol yok, okul yok. Yoklar şehrinde yaşamak hayli zordu. Sanayileşme ile birlikte iş imkanlarının fazla olduğu illere göç başladı. Biz de İstanbul´a geldik. Bizi buralara sanayi çekti. Geldiğimizde nüfus 500 bindi bugün 20 milyon. İstanbul  ve sanayi çekmeye devam ediyor.

                      İstanbul´da matbaacılığa devam..

          Evet.. Bizim en iyi bildiğimiz iş matbaacılıktı. Ama sürekli gelişerek, ortama gelişmelere ayak uydurarak, ihtiyaçlara da cevap vererek devam etti. 1964 yılından bu yana karton ambalaj konusunda müşterilerimize en kaliteli hizmeti vermeyi amaç edinmiş bir aile firmasıyız. Günümüzde, geniş üretim alanı, deneyimli ve uzmanlaşmış çalışanlarıyla Resim Ofset, Türkiye matbaacılık ve ambalaj sektörünün lider firmalarından biri haline gelmiştir. Türkiye´nin kalbi olan İstanbul´un merkezinde kurulu tesisi, ileri teknoloji ürünü makine parkuruyla kapasitesini sürekli arttırarak gelişen öncü bir kuruluş haline geldik. Tabi bu bir çırpıda ve kolay olmadı. Dürüstlükten ve kaliteden ödün vermedik. Sözümüz de durduk. Yapabileceklerimiz en iyi şekilde yaptık, yapamayacaklarımızı açıkça söyledik

             Bugün gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışındaki uluslararası büyük firmaların genel ve lüks ambalaj konularındaki ihtiyaçlarını karşılamaya odaklanmış durumdayız.

                    Kaç kişiye istihdam sağladınız? Hala eleman sıkıntısı çekiyor musunuz?

              Gördüğünüz tesiste tamamen ambalaj üretimi üzerine yoğunlaştık. 90 kişi istihdam ediyor. Teknikeri, grafikeri, hizmetlisi, ulaşımcısı ile hizmette kalite önceliğimizdir.

               Herkes Doktor-Mühendis olmasın

           Bakın güzel bir noktaya değindiniz. Devlet ya da üniversiteler sanat ve meslek okullarına ağırlık vermeli. Geçmişte yaşadığımız eleman sıkıntısını bugün de yaşıyoruz. Matbaacılıkta Avrupa ülkeleriyle yarışıyoruz. Ama kalifiye eleman noktasında gerideyiz. Matbaacılık, Tekstil alanında  okullar arttırılmalı. Eğitimli elemana ihtiyaç var. Herkes doktor-mühendis- mimar olmasın. Matbaacı olsun, grafiker olsun. Bu konuda devletimizin ve üniversitelerimizin önlem almasını bekliyoruz.

           Uzun yıllar Süryani cemaatine büyük hizmetlerde bulundunuz. Mardin´de bir Süryani olmanın ne anlama geldiğini anlatabilir misiniz.

          Süryani Cemaati Başkanlığını bir süre yaptım. Cemaat Başkanlığı onurlu bir görev olmakla birlikte fedakârlık isteyen, emek isteyen bir görevdi. Güzel hizmetler verdiğime inanıyorum. Benim hizmet anlayışım her alanda aynıdır. Bir işi yapacaksan noksansız, eksiksiz yapacaksın. Mardin´de her inançtan insan var. Sıkıntılarımız da, sevinçlerimiz de acılarımız da ortaktı. Hıristiyan olarak yaşadığımız bazı olumsuzlukları, bazı Müslüman aileler de yaşadı.

      Türkiye´de ve yaşadığınız yerde İnanç noktasında sıkıntı yaşıyor musunuz.?

 Devletten, hükümetten yaşam ve inanç noktasında hiç bir sıkıntımız yok. Hatta dini bayramlarımızda kilise ve manastırlarımıza, en yüksek düzeyde kutlamalara geliniyor. Bu da bizi mutlu ediyor. İnancımıza şimdiye kadar kimse karışmadı. Vatandaşlık haklarında sıkıntılarımız var.

             Vatandaşlık haklarında hangi sıkıntılarınız var? Beklentiniz nedir.

Biz Süryanilerin bir devleti yok. Bizim Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti Devletidir.. Burada olmaktan ve yaşamaktan her zaman mutlu olduğumuzu, bağlılığımızı ve gidecek başka bir yerimizin olmadığını gösterdik. Biz her fırsatta azınlık olmadığımız dile getiriyoruz. Buna rağmen devlet bizi azınlık görüyor ve kabul ediyorsa, azınlık muamelesi yapılsın. Vatandaş olarak görüyorsa vatandaşlık haklarımızı kullanmamızı sağlasın..

              Hangi Hakları kullanamıyorsunuz?

            Ben bu vatanın bir evladıyım. Ben  niçin polis olamıyorum ben niye subay olamıyorum. Ben bunu soruyorum. Benden şüpheleniyorsan hakkımda gerekli işlemi yap. Ama dürüst bir vatandaş isem bana hakkımı ver. Devlet samimi vatandaşını bilmeli. Ben bu yaşa geldim vatanıma hep sadakatle hizmet verdim.

          Papazlarımıza, rahiplerimize, Metropolitlere devlet maaş vermeli, kiliselere bütçe ayırmalıdır. Diyanet işleri başkanlığının bütçesinden pay verilmelidir. Biz bu işi cemaat  desteği ile götürüyoruz. Ayinlerden sonra elde tabak dolaşıyoruz yardım toplamaya, dilencilik yapıyoruz. Diğer dinlere mensup, Ermenilerin, Yahudilerin mal varlıkları çok. Biz Süryanilerin mal varlıkları  bu işleri yürütecek kadar değildir. Fakirimiz var, muhtacımız var.

              Hükümet yeni vakıflar kanununu çıkarması bizleri  mutlu etti. Hükümet el konulan malları, Süryani Vakfına ait  Gayrimenkulleri iade etti. Şimdiye kadar bizi rahatsız eden bir durumdu. Vakıf malları kişilerin üzerine yapılıyordu. O kişinin vicdanına kalıyordu. Şimdi direk vakıf üzerine yapılabilmesi bizi rahatlattı.

                  Son olarak neler söylemek istersin..

                 Mardin´in kendine has özellikleri var. Mardinli misafirperverdir, Mardin´de benim yakinen tanıdığım bizi rahatsız eden aileler vardı. Bizi rahatsız eden aileler mümtaz Müslüman aileleri de rahatsız ediyorlardı. Sadece bizi değil. Mardin´in bizim için anlamı büyüktür. Tekrar geri dönüp  oralarda yaşamak isterim.

               Münir Kilimci, sorularımıza cevap verirken, sevincini, tedirginliğini, özlemini hep yüzüne, bakışlarına yansıttı. 15-20 bin nüfusa sahip Süryanilerin hepsinde Mardin özlemi var  der gibi baktı ve anlattı.

       Münir Kilimci´yi hatıraları, arşivleri ile baş başa bırakıp izin isteyip ayrıldık. Anlattıklarının bir bölümü gözlerimin önünden sinema şeridi gibi geçti.

       Bir başka söyleşide buluşmak dileğiyle..

       Sevgiyle kalın...

           

           

 

 









Kaynak:

Anahtar Kelimeler: Gazeteci siyasetçi adamı Münir Kilimci
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy İle Nostalji
İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy İle Nostalji
Mardin´de Vali Yardımcısı Olarak görev yapan ve başarı merdivenlerini emin adımlarla çıkan İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy ile dünü ve bugünü konuştuk.
Mardin Söz Gazetesi Yazarı İle Söyleşi
Mardin Söz Gazetesi Yazarı İle Söyleşi
Mardin Söz Gazetesinde Köşe Yazarlı Yapan Fazile Aşar Aydınalp´ın Azade kitabı piyasaya çıktı. Yazarımız ile yapılan röportajda merak edilen soruları sorduk, aydınlatıcı cevaplar aldık.
5500 Yılın Tanığı Süryaniler...
5500 Yılın Tanığı Süryaniler...
İstanbul, Ankara ve İzmir Süryani Ortodoks Metropoliti Filüksinos Yusuf Çetin ile Süryanilerin dünü ve bu gününü konuştuk.
Dicle Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Altındağ “FİKRİ VE PROJESİ OLANIN AYAĞINA GİDECEĞİZ
Dicle Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Altındağ “FİKRİ VE PROJESİ OLANIN AYAĞINA GİDECEĞİZ
Gazetemizin Sahibi Ercan Atay´ın Başkanlığını yaptığı Batman Çalışan Gazeteciler Derneği olarak TP Kristal Park´ta geniş katılımlı bir Cumartesi Buluşması gerçekleştirdik
MARDİNSPOR´DA İZ BIRAKANLAR…
MARDİNSPOR´DA İZ BIRAKANLAR…
KEMİK KIRAN HANNA..
BİR BAŞARININ ÖYKÜSÜ
BİR BAŞARININ ÖYKÜSÜ
Hayat Çalışınca güzel
Köyde Çiftçilikten Fabrikatörlüğe Giden Yol
Köyde Çiftçilikten Fabrikatörlüğe Giden Yol
İlhan Ailesi Organize Sanayi Bölgesinde 12 Un Fabrikası kurdu.
DİKA GENEL SEKRETERİ ALTINDAĞ “SİYASET ÜSTÜ HİZMET VERECEĞİZ”.
DİKA GENEL SEKRETERİ ALTINDAĞ “SİYASET ÜSTÜ HİZMET VERECEĞİZ”.
BÖLGENİN SORUNLARINI BİLEN VE YAŞAYAN GENEL SEKRETER DİKA GENEL SEKRETERİ ALTINDAĞ “SİYASET ÜSTÜ HİZMET VERECEĞİZ”.
“Şiir sokakta değil, şair sokakta olmalı.”
“Şiir sokakta değil, şair sokakta olmalı.”
Ez cümle; Şair Salih Aydemir´i ve dertlendiği şiiri(ni), bu röportajımızı okuduktan sonra, sizlerin de artık dert edeceğinizi düşünüyorum. İyi okumalar.
MEVSİMSEL HASTALIKLARI ATLATTIK
MEVSİMSEL HASTALIKLARI ATLATTIK
Mardin Kadın Doğum Ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Uz.Dr.Mehtap Bingül ile Hasta ve hastane sorunlarını konuştuk
 Bölünmez,Siyasete Küsmüştüm Yeniden  Barıştım.
Bölünmez,Siyasete Küsmüştüm Yeniden Barıştım.
Mardin Eski Milletvekili Süleyman Bölünmez ile Söyleşi
Mardin Bağımsız Milletvekili Adayı Nuhoğlu
Mardin Bağımsız Milletvekili Adayı Nuhoğlu
“Halkımız nezdinde ve aday oldukları parti tabanından karşılık bulamayanlar,7 Haziran günü aziz halkımız tarafından gereken cevabı alacaklardır.”
SANATÇI YAVER ÖZTÜRK İLE RÖPORTAJ
SANATÇI YAVER ÖZTÜRK İLE RÖPORTAJ
İçten sesi ve sabırla oluşturmaya çabaladığı sanatsal kimliğiyle, daha geniş kesimlerin ilgisini kazanan ve adım adım ismini (sesini) kalıcı bir şekilde duyurmaya çabalayan Mardinli Ses Sanatçısı Yaver ÖZTÜRKile yaptığımız bu röportajın, Ona şans getirmesi tek dileğimdir.
Kürd Stand-Up Sanatçısı Mehmet Erbey İle Röportaj
Kürd Stand-Up Sanatçısı Mehmet Erbey İle Röportaj
“Kürtlerin artık gülmesi gerek; gülmeye çok ihtiyaçları var çünkü.”
Başhekim Helvacıer ile ağız ve diş sağlığını konuştuk
Başhekim Helvacıer ile ağız ve diş sağlığını konuştuk
Mardin’in Nusaybin İlçesinde Diş Tabibi olarak görev yapan ardın Mardin Ağız ve Diş Sağlığı Merkezine atanan Dr. Mehmet Helvacıer, sağlık merkezinin Başhekimliğini görevini sürdürüyor.
Şair Bamed Serdar  ile röportaj
Şair Bamed Serdar ile röportaj
Boz bir atın süvarisi olan Şair Bamed SERDAR ’ın bu ilk şiir kitabı Siwarê Hespê Boz ( Boz Atın Suvarisi ) -tabir caizse- okurunu dörtnala gidip kendisi buluyor.
Tiyatro Sanatçısı Osman Xunaw İle Röportaj
Tiyatro Sanatçısı Osman Xunaw İle Röportaj
Tiyatro Sanatçısı Osman Xunaw İle Röportaj
​SANATÇI-AKADEMİSYEN MEHMET ATLI İLE RÖPORTAJ
​SANATÇI-AKADEMİSYEN MEHMET ATLI İLE RÖPORTAJ
MEHMET ATLI: “MİMARLIK SADECE MİMARLARA, MÜZİK SADECE MÜZİSYENLERE BIRAKILAMAZ.”
“Ya Cennetlik Olursun Ya Da Hayatın Havarisi Kalırsın.”
“Ya Cennetlik Olursun Ya Da Hayatın Havarisi Kalırsın.”
ÖYKÜ YAZARI AYDIN ÖZTÜRK İLE SÖYLEŞİ
ÖYKÜ YAZARI AYDIN ÖZTÜRK İLE SÖYLEŞİ
AYDIN ÖZTÜRK: “YAŞASIN EDEBİYAT!”
Gündem
Röportaj
Yaşam
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Alexa

Alexa

Mardin
Güneşli
Bugün
35 / 22 °C
Mardin için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:42 07:23 12:30 15:01 17:19 18:47
İyilik yap ehli olana da, olmayana da, ehline isabet ederse yerini bulur. Etmez ise ehli sen olursun

Hz. Muhammed
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
Google
Custom Search
Kültür / Sanat
Asayiş
Arşiv